Koronavirüs Günlerinde Din – Oyun Buraya Kadar

Koronavirüs Günlerinde Din – Oyun Buraya Kadar

Koronavirüs sayesinde ülkenin akıl seviyesini bir kez daha görmüş olduk. Yine bu sayede kitap okuduklarını, düşündüklerini, akla değer verdiklerini sandığımız bazı insanların da aslında dinbazlıktan kurtulamamış olduklarını gördük. Bilim açlıktan da hastalıktan da kurtarır; metafizik kurtarmaz, teoloji kurtarmaz, hurafeler, yobazlık, dinbazlık kurtarmaz, bunu anlayacak akla, zekâya ihtiyaç var. Akıl ve bilim göz ardı etmeye gelmez, herkes önlem alınmasını istiyor, sağlık hizmeti ve acil müdahale talep ediyor, aşı, ilaç, tedavi bekliyor, bunlar da akılla, bilimsel yöntemlerle yapılan işler. Ya da imam efendiyi çağıracaksınız, oku da gömelim diye. Sağlık Bakanlığı’nın yanında Diyanet solda sıfırdır. Okumaya devam et

Koronavirüs – Kapitalizm Bitecek, Batı Çökecek mi?

Koronavirüs – Kapitalizm Bitecek, Batı Çökecek mi?

“Allah kapitalistleri helak ediyor”, “Batı bitti”, “Dünya mahvoldu”… Bir yılda dünya genelinde trafik kazalarından, normal gripten ya da solunum yolları hastalıklarından kaç kişinin öldüğüne bakıldığında, bu ve benzeri söylemlerin gerçeği yansıtmadığı ortaya çıkar. Örneğin Almanya’da bir yılda normal gripten ölenlerin sayısı 20 bin civarındadır. Dünya ne salgınlar gördü, veba, çiçek, kolera, İspanyol gribi… Birileri özellikle ortalığı velveleye vermek, panik ortamı oluşturmak isterken, birileri de korkuyu kullanarak fırsattan istifade din propagandası yapmak istiyor. Her zamanki haller. Rehavete kapılmamak, önlem almak, kurallara uymak gerek, bununla birlikte yangına körükle gitmenin de bir mânâsı yok. Okumaya devam et

Geçiş Dönemi – Yeni Bir Günün Şafağında

Geçiş Dönemi – Yeni Bir Günün Şafağında

Bireysel ve içsel planda kalmak kaydıyla dinin olduğu gibi kabul edilmesi taraftarıyım. Dolayısıyla aşağıdaki tespit ve değerlendirmeler, geleneksel anlayış ile reformculuk arasında cereyan eden ve neredeyse tamamlanmış olan mücadelenin taraflarından biri olarak kaleme alınmamıştır. Ayrıca geleceğe yönelik öngörülerin yanılma ihtimali taşıdığını da özellikle belirtmem gerekir. Okumaya devam et

Hoca Sadeddin Efendi’nin Tâcü’t-Tevârîh’inden Dört Âlim – Ders Olsa Gerektir!

Hoca Sadeddin Efendi’nin Tâcü’t-Tevârîh’inden Dört Âlim – Ders Olsa Gerektir!

Günümüz Türkiye’sinde dinin yanı sıra Osmanlı’nın da bir istismar aracı olarak kullanıldığı tartışma götürmez. Muhafazakâr-İslamcı, Milliyetçi ya da Sağ Mukaddesatçı çevreler, Osmanlı’yı ağızlarına sakız etmişlerdir etmesine de ne doğru düzgün tarih okumuşlukları vardır, ne de Osmanlı’yı anlamak gibi bir dertleri. Geleneksel dindar çevreler üzerinde etkili olan, Osmanlı’yı dillerinden düşürmeyen kır vaizleri ise her şeyden önce sahih ilim-irfan geleneğine yabacıdırlar. Her gün sabahtan akşama kadar yoğun propagandaya maruz kalıp, slogana boğulan halka gelince, zaten son derece ağır olan mevcut yaşam koşullarında, söz konusu çevreler tarafından yayılan, çoğunlukla da aslı astarı olmayan “bilgiler” ile yetinmektedir. Okumaya devam et

Naîmâ Tarihi’nden Bekir Çelebi’nin Hikâyesi – Şeyhlere Mal Biriktirmek, Dervişlerin Rızkını Kesmek Lâyık mıdır?

Naîmâ Tarihi’nden Bekir Çelebi’nin Hikâyesi – Şeyhlere Mal Biriktirmek, Dervişlerin Rızkını Kesmek Lâyık mıdır?

Okuyacağınız olaylar Naîmâ Tarihi’nden (sadeleştirme bana ait). Va’kaayi-i Sene Semâne ve Erbain ve Elf (Bin Kırk Sekiz Senesi Olayları) başlığı altında Bağdat Seferi sırasında olanlar anlatılırken, Hazret-i Mevlana evladından Bekir Çelebi’nin sürgün edilmesi hikâye edilir. Bekir Çelebi, rütbesinin ve gücünün ziyadeliğiyle o taraflarda büyük şöhret kazanmıştır, küçük ve büyük işlerinde şehrin amirleri ve kadıları, ona başvurmadan devlet işi görmezler. Okumaya devam et

Eş-Dost-Yandaş Kapitalizmi ve Anti-Emperyalizm Miti

Eş-Dost-Yandaş Kapitalizmi ve Anti-Emperyalizm Miti

Türkiye’de İslamcılık, Milliyetçilik, kısacası sağ siyaset NATO’cudur, sol siyaset zaten yoktur, kalan kırıntıları ise Suriye’de -YPG-PKK’dan dolayı- Amerikancı oldular. Kısacası Türkiye’de anti-emperyalizm diye bir şey yoktur, bir diğer ifadeyle Türkiye’de anti-emperyalizm bir mittir, herkes birilerinin kanatları altına girmenin derdindedir, İslamcılar, Milliyetçiler, Ulusalcılar, Sol’un kırıntıları, NATO -haliyle ABD-, Rusya, Çin, herkes birilerine yamanmak ister. İşte tam da bu nedenle Türkiye’de en büyük anti-emperyalistlik emperyalist Türkiye’yi savunmaktır, az biraz kendimize geldikten sonra -eğer gelebilirsek- yapılacak ilk ve en önemli iş bunun için çalışmaktır. Tabii bu bedavadan olmaz, ulus-devlet, modern ve istikrarlı siyasi düzen, hukuk, milli burjuva, çok çalışmak, akıl, bilim, sanayi, bilgi teknolojileri, modern tarım vs. lazımdır. Yoksa bir bu kadar sene daha oradan oraya birilerinin peşinde koşmaktan, birilerine sığınmaya çalışmaktan kurtulamayacağız. Okumaya devam et

Medine Okulu

Medine Okulu

Uygarlığımız tarihe karışmış olduğu için üzülüyor, acı çekiyoruz, geri kalmışlığımız, dibe vurmuşluğumuz, parçalanmışlığımız bizi kahrediyor, daha da kötüsü girdiğimiz bu karanlık tünelin ucunda ışık görünmüyor – zifiri karanlık, yıldızsız bir gece. Tarihte bu tür dönemlerde kullanılan silahlar farklıdır, yeni bir seferberlik başlar, insanlar harekete geçer, ordular kurulur, ancak bunlar farklı silahlar kullanırlar. Ellerinde tank, top, tüfek, bomba vs. yoktur; silah olarak düşünce, kitap, kalem, bilim, kültür, sanat ele alınır. Sair zamanlarda da bunlar kullanılır, ancak sözü edilen dönemlerde bu silahlar hava, su, ekmek kadar elzem hale gelirler. Okumaya devam et

Yazar ve Çevirmen Altay Ünaltay’la Söyleşi – “Asıl Kırılma Hilafet’in Osmanlı’ya Geçmesiyle Yaşandı”

Yazar ve Çevirmen Altay Ünaltay’la Söyleşi – “Asıl Kırılma Hilafet’in Osmanlı’ya Geçmesiyle Yaşandı”

Altay Ünaltay’la gerçekleştirdiğim bu söyleşi, 08 Ağustos 2014 tarihinde -o dönemde yayında olan- akilvefikir.org’da yayınlanmıştır. Gerekli gördüğüm için burada tekrar yayınlıyorum.  Okumaya devam et

Mundus Novus

Mundus Novus

Dünya tarihi sadece siyasi, askeri ve -uygarlıklar bağlamında- kültürel değil aynı zamanda düşünsel karşılaşmaların tarihidir. Düşünce alanında kişiler ve her çağın kendi şartlarında oluşan ya da şekillenen saflar karşı karşıya gelmiş, birbirleriyle kıyasıya mücadele etmişlerdir. Kimi zaman tartışmalar mecrasından çıkmış, tek yanlı ya da karşılıklı demagoji ve karalamaya dönüşmüş, kimi zaman düşünce alanından dışarıya taşarak taraflardan birinin diğerini ya da her ikisinin birbirlerini yok etmeye azmettikleri ölüm kalım mücadelelerine dönüşmüştür. Kesin olan şudur ki tarihin seyri içinde düşünce uğruna ağır bedeller ödenmiştir – hapis, işkence, sürgün, toplumsal tecrit, idam, cinayet, katliam. Okumaya devam et