Tanrı İmalinin Tarihine Giriş

Tanrı İmalinin Tarihine Giriş

Boş bir kâğıt yahut tuval üzerine resim yapan kişi, kullandığı malzeme üzerinde istediği her şeyi yapabilir, istediği rengi, tonlamaları ve figürleri kullanır, istediği betimlemeyi yapar, kullanmaya karar verdiği figürleri kâğıda yahut tuvale istediği gibi yerleştirir. Bir ahşap oymacısı sıfırdan bir desen tasarlayıp bunu ahşap malzeme üzerine oyarken istediği gibi tasarrufta bulunur, eserini dilediği gibi meydana getirir. Bir heykeltıraş elindeki malzemeyi uygun gördüğü tarzda biçimlendirerek eserini ortaya çıkarır. Örnekler böyle uzar gider… Bu örnekleri neden verdik? İnsanın zihninde Tanrı imal etmesi tam da böyle bir şey olduğu için! Okumaya devam et

Bedavacı Müslümanların Trajedisi Bitecek mi? Anadolu Reayası İflah Olacak mı?

Bedavacı Müslümanların Trajedisi Bitecek mi? Anadolu Reayası İflah Olacak mı?

Tarihçiler çoğunlukla zalimlerin zorbaların yardakçısıdır, zira genel olarak tarih güçlüden yana yazılır, yorumlanır ve bu şekilde anlatılır. Cinayet ve katliamların meşrulaştırıldığı tarih yazımı ya da anlatımı doğrudan bu bahse girer. Hâkim algı siyasî tarih üzerine kuruludur, sanat ve düşünce tarihi geri plandadır. Türklerin tarih anlayışı da büyük ölçüde sefer-zafer-bozgun üzerine kuruludur, ancak felsefe, bilim ve sanatla desteklenmeyen kılıç iş görmez olunca elimizde sadece bozgunlar kaldı ve “büyülü” tarihin sonu da gelmiş oldu. Bağımsız akıl, mantık, felsefe, bilim, sanayi, teknoloji, bütün bunlar toplandı ve İslam Âlemi’nin üzerinden silindir gibi geçti. Zavallı Müslümanlar ise akılları çalışmadığı için bunlara sövmekle meşgul oldular, üretemiyor, geliştiremiyorlar, son çare inkâr ve sövgü. Nuh tufanı gibi bir felaket bekleyen, en azından ortaçağa dönüp, kılıç kalkanla savaşmayı, orayı burayı talan etmeyi arzu eden bedavacı Müslümanların trajedisi hiç bitmeyecek. Okumaya devam et

Mevcut “Din” Telakkisi Ateizm ve Deizmin Önünü Açarken

Mevcut “Din” Telakkisi Ateizm ve Deizmin Önünü Açarken

Türkiye zannedildiği gibi yüzde 99’u Müslüman olan bir ülke değil, bir. Ateist ve Deist sayısında önemli artış var, iki. Saçma sapan fetvalar, akılsızlık üzerine kurulu, para, lüks, ihtişamdan yana kafadan gayrimüsellah “din” anlayışı devam ettiği sürece bugün çok fazla hissedilmeyen, somut sonuçları henüz tam anlamıyla kendi göstermemiş olan gelişmeler ileride başımıza çok daha ciddi sıkıntılar açacak, üç. Özellikle tarihte geriye doğru çalışan kafadan kurtulup, ileriye doğru bir şeyler söylemek, dinî düşünceyi ileriye doğru kurmak gerekiyor. Okumaya devam et

“Din” Diye Önümüze Sürülen

“Din” Diye Önümüze Sürülen

Kuru kuruya böbürlenmenin, boş yere gurura kapılmanın tavan yaptığı, gelişigüzel seçilmiş, rastgele kullanılan içi boş sloganların dillerden düşmediği zor zamanlardayız. Müslümanlar modern dünyada dünya çapında felsefî eser mi verdi, bilim mi üretti, sanat eseri mi ortaya koydu, ne yaptı? Cevabı kocaman bir hiç olan bu soru can yakıcıdır. Rezil kepaze durumuna düşmüş 1,5 milyarlık yığının yaşadığımız çağa söyleyecek ne sözü var, dünya Müslümanlardan ne öğrensin? Kendileriyle yüzleşemeyen insan topluluklarının tarihle -üstelik tarih içindeki diğer seçenekleri hiç düşünmeden- övünmeleri mirasyedilik bahsine dahi girmez, zira o miras tükeneli uzun zaman oldu; buna sadece eldeki kalıntıların üzerinde tepinmek denir. Okumaya devam et

Ultra Modernistlere Gün Doğdu

Ultra Modernistlere Gün Doğdu

Dinî düşünce bundan sonra nasıl bir seyir takip edecek, dinî anlayış ya da algının bundan sonra gideceği yahut evrileceği nokta neresi? Bu sorunun cevabı önemli, zira bu konuda yaşanacak olan gelişmeler geleceğimizi şekillendirecek. Gelenek bugüne kadar kuvvetli bir direnç gösterdi, zaman zaman doğru argümanlar kullanarak kendini iyi savundu, ancak öte yandan pratikte yaşananlar nedeniyle modern dinî düşünce karşısında ciddi kayıplara da uğradı.   Okumaya devam et

İnsan Akıllı Bir Varlık mıdır? – İnsanlık Tarihinin Özeti

İnsan Akıllı Bir Varlık mıdır? – İnsanlık Tarihinin Özeti

İnsanın akıllı bir varlık olduğu yalnızca bir şayiadan ibarettir, yeryüzünde insan kadar psikopat bir varlık yoktur. Aslında genele bakıldığında, antik filozofların ve modern Batılı düşünürlerin yaptığı, bizim kızdığımız insan tanımı yanlış sayılmaz, “politik hayvan”, “alet yapan hayvan”, “düşünen hayvan”, “öğrenen hayvan” (Doğulu düşünür Konfüçyüs’ün tanımı), “araştıran hayvan”, “toplumsal hayvan”, “teori kuran hayvan”, “tutarsız hayvan”, “her şeye alışan hayvan”, “tartışan hayvan”, “deneyen hayvan”, “çıkarını düşünen hayvan”, “konuşan hayvan” ve saire… Bu tanımlardan bazıları İslam düşünce geleneğinde de yer bulmuştur, örneğin “hayvan-ı natık/konuşan hayvan” gibi (Farabi’nin tanımı). İbn-i Haldun da insanı “toplumsal hayvan” olarak nitelendirir. Okumaya devam et

Galiba Sadece Anlaşamadığımız Konusunda Anlaşacağız; Galiba Değil Kesin!

Galiba Sadece Anlaşamadığımız Konusu Üzerinde Anlaşacağız; Galiba Değil Kesin!

İnsanların eli iş tutsun, millet evine ekmek götürsün, çoluğu çocuğuyla huzur içinde yaşasın, Cumhuriyet’e sahip çıkın, teröre zemin hazırlayan unsurları ortadan kaldırın, üretim iktisadına geçin, eğitimi ve ülke savunmasını güçlendirin, insanlar söylesin, konuşsun, siz o koltuklarda oturmaya devam edin, yeter ki adil olun. Osmanlıcılık, İslamcılık, “200 yıllık hesaplaşma”, “100 yıllık parantez”, karışık ideolojiler ve saire, bu şekilde olmayacağı, olamayacağı açıktır. Osmanlı modernleşmeyi geç ve yanlış anladı, daha çok şekil-şemail üzerinden hareket etti lakin en azından yetiştirdiği kadrolarla Cumhuriyet için yeterli zemini hazırladı. Örneğin Abdülhamid’in kurduğu modern okullar, modern Avrupa üniversiteleri tarzındaki Dârülfünûn’u -ki 1933’te İstanbul Üniversitesi oldu- tekrar açması, kız okullarını kurması ve saire, hepsi buna hizmet etti.

Okumaya devam et

Meyhane Düzeni Kurabilseydik Yine İyiydi

Meyhane Düzeni Kurabilseydik Yine İyiydi

İnsanlık neler gördü, tarih gelgitlerle dolu, bâkî olan Allah. Şurada tarıma geçeli henüz 9 bin yıl oldu, Museviliğin, Hristiyanlığın ve İslam’ın tarihi henüz yeni, hepsi 4 bin yıl, imparatorluklar yıkıldı, medeniyetler çöktü, krallar, sultanlar göçtü bu âlemden. Bazen kötü tecrübeler yaşamak, kazanılanları kaybetmek, felaketlerle yüz yüze gelmek lazım ki bazı şeylerin değeri anlaşılsın. Türkler nice devletler yıkıp nice devletler kurdular, Fransa’da Cumhuriyet beş kez kuruldu, örnekleri sıralamaya kalkarsak yer yetmez, dolayısıyla umutsuzluğa kapılmamak icap eder. Okumaya devam et

Tasavvurların Çatışması

Tasavvurların Çatışması

İnsanlık tarih içinde Allah’ı kendi işine geldiği gibi konuşturdu, Yahudiler, Hristiyanlar ve ne yazık ki Müslümanlar Allah Kelâmı’nın kendi işlerine gelen yanını öne çıkarırlarken işlerine gelmeyen yanını gündemden düşürerek örttüler. Tevrat ve İncil doğrudan metinleri üzerinde oynanmak suretiyle, Kur’an ise asılsız tefsir ve te’villerle (anlamı çarpıtılarak) tahrif edildi. Allah -bir kavram olarak- her çağda insan zihninde evrim geçirdi. Hakikat bugün hiç kimsenin 14 yahut 5 asır önceki Allah’a iman etmediğidir. Zengin ile fakirin, hâkim ile mahkûmun, zalim ile mazlumun, zorba ile merhametlinin Allah’ı farklı konuşur. Allah tasavvurları coğrafyaya, zamana, düzene, konjonktüre göre değişir. Bugün vaziyete kapitalist Allah tasavvuru hâkimdir, yarın -duruma göre- karşımıza nasıl bir Allah çıkar bilinmez. Okumaya devam et

Firavun, Karun, Samiri, Hepsi Müslüman Oldular!

Firavun, Karun, Samiri, Hepsi Müslüman Oldular!

İslam’ın dünyaya yaydığı adalet, asırlar önce suret-i haktan görünen birkaç münafık muhterisin menfaatine kurban gitti. O adaleti çölün ortasında gömüldüğü yerden çıkaracak adamlar bugün ne yazık ki yok, an itibariyle layık olduğumuz sahte adalet ise kapitalist! Okumaya devam et

Tarih Bizi Ne Kadar Daha Sırtında Taşıyacak?

Tarih Bizi Ne Kadar Daha Sırtında Taşıyacak?

Müslümanlar eleştiriyi kabul etmedikleri ve kendi öz eleştirilerini yapmadıkları sürece şikâyetçi oldukları mevcut durumdan kurtulamayacaklar; hem içinde bulundukları durumdan şikâyetçiler hem de kendilerine yaptıkları bir dizi hatayı gösteren eleştirileri kabul etmiyorlar, öz eleştiriyle zaten işleri yok, ya da aslında içinde bulundukları durumdan şikâyetleri yok, rol yapıyorlar. Okumaya devam et

Allahu Ekber mi, Haleluya mı?

kuresellesme

Allahu Ekber mi, Haleluya mı?

İnsan için yaptığı işlerin sürdürülebilirliği önemlidir, örneğin ana-babalar ailelerinin, tüccarlar ticaretlerinin, devlet adamları devletin devamını sağlamak, mümkünse bunları genişletmek isterler. Herhangi bir şey sürdürülebilirliği kalmadığında sona erer, bu aile, ticaret, düşünce akımı, devlet, medeniyet yahut herhangi başka bir şey olabilir, fark etmez. İslamî dünya düzeni, Müslümanlar devamını sağlayamadıkları, devamını sağlayabilecekleri bir akla sahip olmadıkları, dolayısıyla o günkü haliyle sürdürülebilirliği kalmadığı için sona erdi ve yerini yeni dünya düzenine bıraktı. Bu yeni dünya düzenine kapitalizm diyoruz. Kapitalistlerin aklı -ki burada kapitalist akılla kuru hesapçı aklı kastediyoruz- yeni dünya düzeninin devamını sağlamaya elverişli. Bu sayede -sürekli çökeceğinden bahsedilen- kapitalizm yaşadığı her krizden kendini yenileyerek çıktı. Müslümanların kendilerini yenileyebilecek aklı yoktu ve hâlâ da yok, maalesef.  Okumaya devam et

Serbest Piyasa Dini ve Zavallı Biçareler

Serbest Piyasa Dini ve Zavallı Biçareler

Serbest piyasa dini vahye dayalı geleneksel dinleri dönüştürdü, bir başka açıdan vahye dayalı geleneksel dinlerin mensupları kendilerini, dolayısıyla dinlerini serbest piyasa dinine uydurdular. Bugün dünya Müslümanlarının büyük çoğunluğu tıpkı diğer insanlar gibi serbest piyasa dininin gereklerini yerine getiriyor, diğer yandan Allah’ın dininin bağlıları oldukları yalanını söylüyor. Okumaya devam et

Yasalar Neden Var?

yasa

Yasalar Neden Var?

İnsan toplulukları, milletler, devletler kendilerini birtakım kurgularla ayakta tutarlar. Yani önce bir hikâye kurgulayacaksınız ve insanlar bu hikâye etrafında bir araya gelecekler. Kurguya olan inanç bittiğinde devlet dâhil bütün kurumsal yapıların işi biter. Tarih de bundan ibarettir, farklı kurgular etrafında bir araya gelen insan topluluklarının, milletlerin, devletlerin mücadelesi. Peki, hangi kurguda ne kadar hakikat payı var? Yüzde doksanının yalan olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Okumaya devam et

Mitolojik Anlatılar – İslam Mitoloji midir?

din-mitoloji-mi

Mitolojik Anlatılarİslam Mitoloji midir?

“Ay’da ezan sesi duydu, Müslüman oldu”, “Uzaydan -dünyanın diğer yerleri karanlık olduğu halde- Mekke ve Medine’yi ışıl ışıl görünce Müslüman oldu” ve saire… Bu ve benzeri söylentiler bize Türkiye’de dindarlığın nasıl dar bir alana hapsedildiği, sığlığı ve uğradığı seviye kaybı hakkında belli bir fikir verebilir. “Elektriği görüyor musun, görmüyorsun ama var değil mi, işte Allah’ın varlığı da böyle” gibi, iki paralık değeri olmayan sözde “delâil” ile Yaratıcı’nın varlığını ve birliğini ispat etmeye cür’et eden “aklın”, teneke madalyayla ödüllendirilmesi gerektiğine ise şüphe yoktur. Bunlar İslam’ı yüceltmez, aksine çok ayıp şeylerdir, ilkokul çocuklarının zekâ seviyesine bile hitap etmez, dahası aklı başında hiç kimsenin böyle bir “imana” ihtiyacı olmaz. Okumaya devam et

İslam’ın Yarattığı Kültür Nerede?

islam-kulturu

İslam’ın Yarattığı Kültür Nerede?

Politik pornoya taraftar değilim, eyyamcılık da benim tarzım değil. Eyyamcı günü kurtarır, olumlu mânâda geleceğe bırakacağı bir miras olmaz, kendi zamanının problemlerini halının altına süpürür, kendince “kurtardığı” günden kalan pislikleri kendisinden sonraki nesillere devreder, ne yazık ki bizim milletimiz eyyamcıdır. Okumaya devam et

İslam Âlemi’nin Ocağına Kim İncir Dikti?

islam-dusunce-tarihi

İslam Âlemi’nin Ocağına Kim İncir Dikti?

İslam düşünce tarihi üzerinde kafa yormak, bugün yaşanan sorunlara temel teşkil eden kırılma noktalarını, kopuşları, doğru bilinen yanlışları, düşünce geleneğinde meydana gelen, içtimaî, kültürel ve siyasî hayata etki eden problemleri görmek gerekiyor.  Okumaya devam et

Tüccarlığa Dönüşen “Dindarlık”

ekonomi

Tüccarlığa Dönüşen “Dindarlık”

Bir ülkede geçimini din üzerine kuran, din üzerinden servet edinen insanların sayısı ne kadar fazlaysa o ülke o kadar zavallı demektir, zira din tüccarları akıllarını kira verenlerin sayısı arttığı ölçüde zenginleşirler. İçi boş “dindarlık” görüntü üzerinden cereyan eder, mânâ kaybolduğunda şekil muteber kabul edilir, genellikle insanın aklı gözünde olduğu için, din tüccarları surete yatırım yaparak müşteri kazanırlar. Okumaya devam et

Çeşitleme

cesitleme

Çeşitleme

İnsan Allah’ı unutunca benlik davası gütmeye başlar, sürekli kendinden ve yaptıklarından bahseder, “ben” demek imanı mezara koymak demektir, ahiretiniz berhava olur. İnsanın nefsi onu Firavunluk makamına kadar taşır, mazlumun ahı ile Allah’ın (g)azabı onu tahtından indirip zelil eder, mazlumun ahı ile Allah’ın (g)azabı savuşturulamaz. Okumaya devam et

Sosyal Medyada Tükenen Türkiye’nin Okuma Yazma Problemi

social-media-addiction-2

Sosyal Medyada Tükenen Türkiye’nin Okuma Yazma Problemi

İnternet ağı çökse dımdızlak kalacak bir toplum var ettiler Türkiye’de, Google’a bakamayacağı için bir gecede cahil kalacak bir toplum. Eskiden şehirli ahalinin evinde iyi kötü bir ansiklopedi bulunurdu, şimdi herkesin kafasına göre girip düzenleme yaptığı, kaynağı meçhul bilgilerle dolu Wikipedia var, vatandaş araştırmasını bile internet üzerinden yapıyor. Yani bir gecede cahil kalacak dediysek lafın gelişi, zaten kapkara cahil. Okumaya devam et

Gâvurun İpiyle Kuyuya İnen Sonucuna Katlanacak

vatan

Gâvurun İpiyle Kuyuya İnen Sonucuna Katlanacak 

Türkiye’nin öncelikli meselesi beka meselesidir, diğer konuları bu doğrultuda ele almak gerekir, zira gelinen son noktada var olmaya devam etmekle yok olmak arasındaki ince çizgideyiz. Mesela ben özgürlük konusuna Türkiye’nin bekası açısından bakarım, getirisi nedir götürüsü nedir, medeniyet algısına da bu doğrultuda bakarım, herhangi başka bir meseleye de, çünkü aklı başında her insan öncelikle kendi varlığını idame ettirmeyi düşünür ki bu da her şeyden önce üzerinde yaşayabileceğimiz bir toprak parçasına, bir vatana sahip olmamızı gerekli kılar. Malum, insanın hayatı tehlikeye girdiğinde bazı haramlar dahi haddi aşmamak kaydıyla helal olur, zira aslolan hayatın idamesidir. Yani birilerinin “özgürlük” dediği şey benim varlığımı tehlikeye sokacak bir muhtevaya sahipse tabii ki ben o özgürlüğü “özgürlük” diyenin kafasına geçiririm. Okumaya devam et

Tarih ve Siyaset Tartışması (IV)

tarih-ve-siyaset-tartismasi-4-gelenekcilik-radikalizm-ve-medeniyetTarih ve Siyaset Tartışması (IV) – Gelenek/çilik, Radikalizm, Medeniyet… Okumaya devam et

Tarih ve Siyaset Tartışması (III)

ozgurluk-1Tarih ve Siyaset Tartışması (III) – Özgürlük… Okumaya devam et

Enayi Olduğum İçin Çok Memnunum

durustlukİnsan kendini frenlediği, sınırladığı ölçüde kemâle erer, din riayet edilmesi gereken sınırlara ‘hududullah’ adını verir. Yani bazı şeyleri yapamazsın, yapmamalısın, içinde kopan ve seni hudutları çiğnemeye sevk eden fırtınaya direnmekle mükellefsin.

Okumaya devam et

Tarih ve Siyaset Tartışması (I)

tarih-ve-siyaset-tartismasiTarih ve Siyaset Tartışması (I) – İttihatçılık, İslamcılık, Kur’an ve Sünnet’e dönüş, İslam’da yönetim, Hilafet, Cumhuriyet, sivillik, ulus-devlet, millî devlet… Okumaya devam et

Bizim Derdimiz Gâvurla, Sizin Derdiniz Kimle?

18_mart_canakkale_zaferi_canakkale_savasi_ne_579İthal İslamcılığın sözde ümmetçiliği, kozmopolitizmi, vatansızlığı, bayrak düşmanlığı Müslümanları soyup soğana çevirdi, bir sabah uyandığımızda bir de baktık ki ne tarihimiz, ne vatanımız, ne bayrağımız, ne devletimiz, ne milletimiz kalmış, çırılçıplak, tığ-ı teber şah-ı merdan, bir başına ortada kalmışız. Sonra Türk Şair İsmet Özel’e müracaat ettik: Türk değil misin, peki kardeşim, o zaman siktir ol git! Okumaya devam et

İbn-i Sina ve Farabi Kâfir mi Müslüman mı Tartışmasına Faşist Katkı

fasistGünümüzde kamuoyu önünde cereyan eden din-diyanet tartışmalarının cemiyete hiçbir faydası yoktur. Aksine bu tartışmalar -eğer adına tartışma denilebilirse- başı sonu belli olmayan, usûlsüz ve zihin kirliliğine yol açan tartışmalardır. Ben “faşist” olduğum için şöyle yapardım… Okumaya devam et

Türkiye’de Oynanan Oyun – İslam Coğrafyasını İşgale Açan Kafa

sevrTürkiye’de alçak insanlar İslam’ın yüksek hakikatlerini istismar ederek, içini boşaltarak kendilerine yer edindiler. “Yunan galip gelseydi hilafet yıkılmazdı” diyen zihniyet bu yüzden revaçta. Bunların “hilafeti” Yunan’ın galibiyetiyle kaim, ithal İslamcı “akıl” kafadan gayrimüsellah bu tür yaklaşımlara dünden teşne. Ne kadar hainsen o kadar yükselirsin, el üstünde tutulursun, revaç görürsün, Türkiye’de geçerli olan “kural” budur. Okumaya devam et

Bütün Yenik Düşenlerle Aynı Kışlakta

yoksulDüzenin değil düzülenin yanındayız, çünkü Türk Şair İsmet Özel’in ifadesiyle ‘baştan beri bütün yenik düşenlerle aynı kışlakta’ olduğumuzun farkındayız. Okumaya devam et

Kapitalizm İlerleme Kaydetti

kapitalizm2Asıl mesele kapitalizmin ilerleme kaydetmiş olmasıdır. Avrupa kapitalizminin çalışma şartlarını ve çalışanların durumunu önemli ölçüde iyileştirmesi Batı’da Marks’ın teorisinin çökmesine yol açtı. Batı’da zaman zaman yapılan eylemler devrim yapıp düzeni değiştirmek için değil kazanılanı kaybetmemek ve sistemden daha fazlasını koparmak amacıyla yapılıyor.
Okumaya devam et

Emir Timur

emir-timurEmir Timur, siyasî ve askerî bir dehaydı, Doğu’da birliği sağladı, Orta Asya’da göçebelerin İslamlaşması büyük ölçüde onun sayesinde gerçekleşti. Çin hariç Cengiz’in mirasını hâkimiyeti altına almıştı, hedefinde Çin vardı ancak Yıldırım yersiz bir gurura kapılarak onu kışkırttı ve kendi üzerine çekti, bu da Anadolu için felaket oldu.  Okumaya devam et

İsmet Özel, Şair, 72 Yaşında…

ismet-ozelİsmet Özel, Türk’ü silkeleyen, kendine getiren, Türk’ün fikrî planda tarihî bir geri dönüş yapmasına vesile olan adamdır. Şair, Müslüman olduğu için azınlıksever İslamcı kozmopolitlerin sözde ümmetçiliği karşısında bir müddet bocalayan Türk’ü şok çıkışları ile kendine döndürdü. İşte şimdi her şeyi yeniden yapıyoruz, kâfirle çatışmayı göze almış Müslümanlar olarak! Okumaya devam et

İngilizler

ingilizler-1Tarihin seyri içinde İngiliz milletinin ayrı bir yeri vardır, diğer milletlerin hiçbiri dünyayı karıştırmak hususunda İngilizlerle kıyaslanamaz, Beni İsrail bile. Okumaya devam et

Fikir Adamı ve Cemiyet

fikir-adamiCemiyet, fikir adamının mutlaka örtüşmek, kaynaşmak zorunda olduğu bir yapı değildir, aksi takdirde fikir adamı şahsiyetini kaybeder ve fikir adamı olmaktan çıkar. Meselenin başlangıç noktasına gidildiğinde ise şunu söylemek gerekecektir: cemiyetle tam bir uyum içinde olan kimselerden hakiki mânâda fikir adamı çıkmaz; fikir adamı olmakla cemiyetin ya da kalabalığın sözcüsü olmak birbirinden farklı şeylerdir. Okumaya devam et

Din’de Akıl Dışılığın Taraftarları

din-ve-akil-disilikAllah’la doğrudan irtibat kurabilir miyiz, kuramaz mıyız, trafoya direkt bağlanılabilir mi, bağlanılırsa trafo patlar mı, patlamaz mı, Türkiye’de konuşulan meseleler bunlar. Bunların konuşulup tartışıldığı, Allah’ın “trafo” yerine konulduğu yerde birilerinin kendini “Mehdi” ya da “Kâinat İmamı” ilan ederek örgütlenmesi ve darbeye kalkışması sıradan bir iştir, zira zemin son derece müsait. Din’de akıl dışılığın önüne geçilmezse bu “din” telakkisinin bizi götüreceği yer tarihin çöplüğüdür. Okumaya devam et

Batı Felsefeyle Kazandı

az-gelismislikBatı felsefe, bilim, teknoloji vs. üretti, çok kötü yaptı, her yanı İslam’a aykırı, bizimkiler ise bir şey üretmediler ama iddia ettiklerine göre doğru yoldalar, İslam’ın yolunda yürüyorlar; saf çelişkinin zuhuru! Okumaya devam et

İki Yüz Yıl Önce Çözülmüş Olması Gereken Sorunlar Etrafında

Golden KeyRönesans, Batı’da Aydınlanma felsefesine temel teşkil etti, Aydınlanma ise Fransız İhtilâli’ni ve Sanayi Devrimi’ni ortaya çıkardı. Osmanlı, modernleşmenin kaçınılmaz olduğunu anladığında iş işten geçmişti. Modernleşmenin ‘modernleşmeye karşı modernleşme’ tarzında değil de ekseriyetle Batı tarzı şekil-şemail üzerinden gerçekleştirilmeye çalışılması ise felaketle sonuçlandı.    Okumaya devam et

Tarihin Arka Odasında Yaşayan “Dindarlık”

tarihin-arka-odasinda-yasayan-dindarlikMüslümanlar ekseriyetle “dindarlık” adı altında tarihin arka odasında yaşıyorlar, Müslüman dünyanın üretimi yok, icadı yok, bilimi yok, teknolojisi yok, felsefesi yok, sosyolojiden, psikolojiden anlamıyor, ancak yine de medeniyet kurmaktan, fethe çıkmaktan söz ediyor. Okumaya devam et

Batı’nın Çözdüğü; Bizim Çözemediğimiz

kördügümBeğensek de beğenmesek de Batı kendi muharref dininden kaynaklanan problemlerini çözdü, biz ise hak dinin mensupları olmamıza karşın yine de yozlaşmış dinî telakkiden kaynaklanan problemlerimizi çözemiyoruz. Modernleşme, sekülarizasyon, bireycilik, Müslüman dünya -Batı tipi ve radikal tarzda değil ancak- kendi yapısına uygun ve makul ölçülerde bu üçünü gerçekleştirmek zorunda, aksi halde “din” adına oluşturulan bu necaset denizinden kurtulamayacağız. Okumaya devam et

Teslim Olun!

teslim-olun-1Fikir beyan etme aşamasını çoktan geride bıraktık; bu bir teslim ol çağrısıdır! Okumaya devam et

İthal Yaklaşımlar, Millî Devlet ve Cumhuriyet

milli-devlet-ve-cumhuriyetTürkiye ithal yaklaşımlardan çok çekti. Peki, hangi mecrayı takip etmek gerek? Okumaya devam et

Sayın Cumhurbaşkanı ve 65. Hükûmet Yanlış Yapmaktasınız!

turk-ordusu“Entelektüel” görünen bir kısım zevatın âdeti olduğu üzere “Ordunun sivilleştirilmesi”nden söz etmek, TESEV’ci olmak demektir. Bu takdirde nereye hizmet ettiğiniz bellidir. Ordusunu hadım eden, devletini ve milletini -özellikle böyle bir coğrafyada- tecavüze açık hale getirir. Orduyu bozarsanız topluca işimiz bitmiş demektir. Okumaya devam et

Ali Bulaç Ahmak mı, Yoksa…

“Bilgili bir ahmak, cahil bir ahmaktan daha çok ahmaktır” diyor Molière, Ali Bulaç gibi 20 yılı aşkın süre yılanla aynı yatakta oynaşıp darbe girişimi gecesi uyanan “entelektüelleri” kast ediyor olsa gerek. Okumaya devam et

Atlantik’ten Çıkış

atlantik-sistemi-nato-1Türkiye’nin ait olduğu coğrafyada kendi dünyasını kurmasının zamanı gelmiştir, bölgedeki komşularıyla Batı’nın önüne set çekecek siyasî, askerî ve iktisadî bir organizasyona gitmesi kaçınılmaz olmuştur, Türkiye’nin Batı ile oynadığı oyunun sürdürülebilirliği kalmamıştır. Okumaya devam et

Gladyocunun “Hukuku” ve Madalyonun Diğer Yüzü

15-temmuz-darbe-girisimi-4Ali Bulaç gibi yerli-millî olmayı zül addedip kirli çeteci yayın organlarında kalem oynatanların ve azgın liberallerin Gladyocu kalkışma sonrası siyasî iradeye uyarı babında “hukuk”tan ve “hukuk bilinci”nden söz eden yazılar kaleme almaları pişkinliğin, yüzsüzlüğün, arsızlığın daniskası. Milletin üzerine ateş açan Gladyocuların ve Gladyocu kuyruğu müntesiplerin “hukukundan” maksat nedir? Gladyocular başarılı olsaydı bugün ne tür bir “hukuk” yürürlükte olacaktı? Anlaşılan o ki “entelektüel” kisvesi altında yazıp konuşan bir kısım zevat milleti aptal yerine koymakta hiçbir beis görmüyor. Okumaya devam et

Savaş Halinde Olduğumuzu Anlamayan Beyinsizler

15-temmuz-darbe-girisimi-3ABD Ankara Büyükelçiliği’nden Türkiye’deki ABD vatandaşlarına “Türkiye’de durum hâlâ değişken!” uyarısı yapıldı. Yani şeytanın beklentisi bitmiş değil, dolayısıyla anlamsız tartışmaları bir kenara bırakarak bir olmak, diri olmak, dikkatli olmak ve vatana sahip çıkmak durumundayız.

Okumaya devam et

Nah Kurtarırsınız Ehl-i Sünnet’i!

ehl-i-sunneti-kurtarmakAdaletle işi olmayan, kapitalizme, hırsızlığa, yolsuzluğa, rüşvete, açlığa, yoksulluğa, işsizliğe itiraz etmeyen “Ehl-i Sünnet”in hâkim pozisyonda olup olmaması hiçbir anlam ifade etmeyecektir; mevcut haliyle “Ehl-i Sünnet” ahirette de hiçbir işe yaramayacaktır. Okumaya devam et