Çarmıhta Yazılar (2) – Yaşamın İçselliği, Dünyanın İkili Vizyonu ve Patlayıcı Karışımlar

“Ruh bedende yaşar, ama bedenden değildir ve Hristiyanlar dünyada yaşarlar, ancak dünyadan değildirler.”

-Diognetus’a Mektup-*

Bu yazı, serinin ilk bölümünde ele alınan konunun farklı yönlerden genişletilmesidir. Bu nedenle aşağıdaki metnin başına (II) getirildi.

II

Doktriner, ritüelistik –ve öncelikle itaatle ilişkilendirilen- ahlaki bileşenlerden oluşan din nihai hedef olmadığı gibi, formüle edilmiş ya da kalıplaşmış bir “inanca” sahip olmak da nihai hedef değildir. Maddi-manevi bir çıkar karşılığında belli bir “inanılacaklar listesini” takip ederek “sırasıyla inanmak” bir anlam ya da değer ifade etmez, gerçek inanç bütün bunların ötesindedir. Daima kendi içinde ve aşkın olan inanç, varoluşun iç ya da özel alanıdır, dışsal ya da biçimsel gösteriler yapmaz, doğruluk gösterisinde dahi bulunmaz [Matta: 6: 1], dolayısıyla bu şekilde ayırt edilmez, zaten böyle bir amacı da yoktur; tutum ve davranışlarla hayata yansır ve bunların toplamı bir yaşam tarzına tekabül eder, ancak aşağıda da görüleceği gibi, bu yaşam tarzını ayıran şey, dışsal değil, içseldir. İçsellikle ayrımına varılan şey, gerçek dönüşüme yol açar, çünkü dönüşüm en derinde, ruhta meydana gelir ve yaşam tarzı olarak yansıması aynı ölçüde etkili olur. Okumaya devam et

Çarmıhta Yazılar (1) – Din İnançsızlıktır

“Ruhun içinde yutar hücre gibi bir şey vardır; zaman tarafından tehdit edilen her şey ölmemek için ve ölüm tehlikesi oranında yalan üretir. Bu nedenle ölüme hiç çekincesiz rıza göstermeden hakikat sevgisi olamaz. İsa’nın çarmıhı bilginin tek kapısıdır.”

-Simone Weil – Yerçekimi ve İnayet-*

Neden Çarmıhta Yazılar? Neden bu ön başlığı kullanıyorum? Çünkü bunlar, Hristiyan perspektifinden kaleme alınan yazılardır, böyle olduğuna ilişkin hiçbir muğlaklığa yer bırakmamak için bunun ön başlıkta bu şekilde açıkça belirtilmesi gereklidir. Hristiyan olmak, kişinin kendi çarmıhını yüklenip, Nasıralı İsa’yı takip etmesidir [Matta: 16: 24, Markos: 8: 34, Luka: 9: 23], Mesih’le birlikte çarmıha gerilmektir [Galatyalılar: 2: 20], benliği, tutku ve arzularıyla birlikte çarmıha germektir [Galatyalılar: 5: 24]. Bu nedenle, Hristiyan perspektifinden yazmak, çarmıhta/çarmıhtan yazmaktır ve ucu açık olan bu seride bunu yapmayı umuyorum. Tanrı, insan, yaşam, ölüm, aşk, din, inanç, ahlak, tarih, kültür, gelenek, modernite, cinsellik, aile, şiddet, toplum ve toplumsal sorunlar vs. Hristiyan perspektifinden bu yazıların konusu olacaktır. Bu seri –aynı şekilde ucu açık olan Nasıralı İsa serisi gibi- benim yaşadığım çağa/yaşadığım çağda Hristiyan tanıklığımın bir parçası olacaktır. Okumaya devam et

Nasıralı İsa: Yol, Gerçek ve Yaşam (4) – Centurion

“Size şunu söyleyeyim, doğudan ve batıdan birçok insan gelecek, Göklerin Egemenliği’nde İbrahim’le, İshak’la ve Yakup’la birlikte sofraya oturacaklar.”

-Yeni Ahit/İncil: Matta: 8: 11-

Yaşadığımız coğrafyada olsun, dünya genelinde olsun, düşmanlık üzerine kurulu ikili dünyalardan, “Bizim” dışımızda kalanlara yönelik olumsuz algı ve değersizleştirme süreçlerinden, ötekileştirme/ötekileştirilme sorunundan muztarip olduğumuz için, Nasıralı İsa’yı takip ettiğimiz bu seride öncelikle O’nun “ötekilere” yönelik yaklaşımı ve bütünleştiriciliği üzerinde yoğunlaştık. “Ötekine” nasıl bir anlam yüklenecek? “Öteki” ile nasıl ilişki kurulacak ya da “ötekine” nasıl davranılacak? Bu, kadim insani sorunlarımızdan biridir ve bu konuda pek parlak bir sicile sahip değiliz. Serinin bu bölümünde, yine konuya ilişkin örneklerden biri üzerinde duracak, İsa ile Yahudi olmayan bir Yüzbaşı (Centurion) arasında geçen diyaloga odaklanarak, İsa’nın yaklaşım tarzına, ortaya koyduğu örnekliğe bakacağız. Okumaya devam et

Nasıralı İsa: Yol, Gerçek ve Yaşam (3) – Nicodemus

“Bir kimse yeniden doğmadıkça Tanrı’nın Egemenliği’ni göremez.”

-Yeni Ahit/İncil: Yuhanna: 3: 3-

Nasıralı İsa’yı takip ettiğimiz serinin bu bölümünde, O’nunla Ferisi önderlerinden Nicodemus (Nikodim) arasında geçen diyaloga bakacağız. Temel kaygıları doktrin olan, bütünüyle Yasa’ya odaklanan ve Yasa’nın kendisi kadar saygı duydukları sözlü kanunu/geleneği titizlikle koruyan Ferisiler, yanlış yönlendirilmiş, katı, bağnaz, yüzeysel dindarlardı. Tutkuyla “saflık” zannettikleri şeyin peşinden gittiler, Tanrı’yı –iradesini yerine getirerek- hoşnut etmek adına teferruatta boğulurken, özü gözden kaçırdılar ve ikiyüzlü bir dindarlık geliştirdiler. Ancak şunu özellikle belirtmek gerekir ki, İsa’nın bağnaz muhalifleri olan Ferisilerin tüm hatalarına karşın resmin tamamı bu değildir, dolayısıyla –zamanı gelince- onları ayrı bir yazıda etraflıca ele almak gerekecek. Okumaya devam et

Zorunlu Konu: “Yeni Ateizm”e Giriş – Köy Ateizmi ya da Saman Adamlar Cemaati

İnanç için…

Bu blogda, 2017-2019 yılları arasında, mevcut din telakkisinin ateizm ve deizmin önünü açtığını belirten beş yazı yayınladım, diğer yazılarda da konuya ilişkin değiniler var. Başlıktan da anlaşılacağı üzere, bu yazı, zorunlu olarak araya girdi. Bugün gelinen noktada durumun çok farklı bir hal aldığı, sorunlu İslami söylem ve uygulamaların giderek daha fazla tepki çektiği bir ortamda, ateist söylemin artık teizm karşıtı düşünsel bir konum, bir ret, bir duruş olmanın çok ötesinde tüm inançlı insanları hedef alan açık bir karalama kampanyasına dönüştüğü görülüyor. Sosyal medyayı sırf insanların inançlarına tükürmek ve bilinçli bir biçimde tüm inançlı insanları aşağılamak için kullanan, aralarında “aydın” ya da “entelektüel” olarak bilinen insanların da yer aldığı belli bir kesim var. Ayrıma dikkat edilsin, sözünü ettiğim şey düşünsel bir konum, eleştirel bir yaklaşım, analiz ya da entelektüel tartışma değil, bildiğiniz tükürmek. Okumaya devam et

Nasıralı İsa: Yol, Gerçek ve Yaşam (2) – Samiriyeliler

“Babanız merhametli olduğu gibi, siz de merhametli olun.”

-Yeni Ahit/İncil: Luka: 6: 36-

Tarihte çeşitli nedenlerle birbirine karşı iyi duygular beslemeyen insan toplulukları hep var olmuştur. Küçük-büyük insan toplulukları arasında meydana gelen anlaşmazlıklar duygusal ve pratik açıdan bir dizi yıkıcı sonuç doğurabilir, geçmişte ve günümüzde bunun sayısız örneği vardır. Günümüz dünyasında farklı coğrafyalarda yaşayan, tarihten miras aldıkları düşmanlıkları devam ettirmekte kararlı olan küçük-büyük insan toplulukları bulunmaktadır ve bunların önemli bir bölümü aynı sınırlar içerisinde yaşamaktadır. Okumaya devam et

Nasıralı İsa: Yol, Gerçek ve Yaşam (1) – Vergi Memurları ve Günahkârlar

“Sağlamların değil, hastaların hekime ihtiyacı var. Gidin de, ‘Ben kurban değil, merhamet isterim’ sözünün anlamını öğrenin. Çünkü ben doğru kişileri (Salihleri) değil, günahkârları çağırmaya geldim.”

-Yeni Ahit/İncil: Matta: 9: 12-13-

Bir şeyi bulmaya çalışmak, arzulamak, özlemek/hasretini çekmek, ardından gitmek, elde etmeyi istemek ya da elde etmeye çalışmak, bütün bunlar aramak fiilinin kapsamına girer. Çok farklı arayışlarımız vardır, örneğin gerçek, yol, yön, anlam, sevgi, bilgelik, huzur, şifa, teselli, güzellik, yenilik, adalet, intikam, kavga, barış, heyecan, iş, para, güç, statü (makam-mevki, itibar, saygınlık), cinsel tatmin… İnsan sürekli arayış içerisindedir, hayat boyu sürekli bir şeyler aradık durduk, ne aradığımız, neden, nerede ve nasıl aradığımız önemlidir. Elbette cevaplar farklıdır ve bu da kim olduğumuzla, varlığa, dünyaya, hayata nasıl baktığımızla ilgilidir. Okumaya devam et

Duvara İliştirilen Notlar (13) – İnanç Yok Edilemez

“Bulduğum tek şey:

Tanrı insanları doğru yarattı,

Oysa onlar hâlâ karmaşık çözümler arıyorlar.”

-Eski Ahit: Vaiz: 7: 29-

I

Sürekli sorun çözmeye, düzeltmeye, kurtarmaya çalıştığınız, devamlı tartışmanın içinde olduğunuz bir din sizi yorar, uzun çabalardan sonra bir şeylerin düzelmediğini, durumun daha da kötüleştiğini görünce aşırı demoralize olursunuz, depresyona girersiniz. Günümüzde İslam’ı terk eden birçok insanın dairenin dışına doğru o son adımı atmadan önce yaşadığı aşağı yukarı budur. Okumaya devam et

Kur’an’ın Bileşenleri (5) – Cennet İlahileri ve İbranilere Mektup

“…Orada lezzet pınarları açılır ve şarap, süt, bal ve kaymakla akar/açılan dökülen lezzetler, şarap, süt, bal ve kaymak pınarlarıdır…”

-Suriyeli Efrem, Cennet İlahileri: 10: 6-

“Muttakilere vâdedilen cennetin temsili şudur: Orada suyu bozulmayan nehirler ve tadı bozulmayan süt ırmakları ve içenlere lezzet veren şarap ırmakları ve süzme bal ırmakları vardır…”   

-Kur’an: Muhammed: 15-

Geleneksel İslami hikâyenin fantezilerini bir kenara bırakıp, Kur’an’ı kendinden önceki dini metinlerle karşılaştırarak dikkatle incelediğimizde, onun Yahudi Nasıracılık (Judeo-Nazarenism) başta olmak üzere kendi döneminin dini akımlarının ürünü olduğunu açıkça görürüz. Kur’an, Yahudi-Hristiyan metinlerinden bağımsız ya da ayrı olarak yazılmamıştır, Kutsal Kitap başta olmak üzere Yahudi-Hristiyan literatüründen alınan parçaların bir araya getirildiği bir alıntılar toplamı, bu yolla meydana getirilmiş bir derlemedir, kendinden önceki metinlerden ödünç alınmış, öğretime uygun bir biçimde yeniden uyarlanmıştır. Yahudi-Hristiyan metinleri ile Kur’an metni arasındaki bağlantının (metinlerarasılık/intertextuality) inkâr edilmesi, bu yola başvuranların ya cehaletlerini gösterir ya da niyetlerini açık eder. Okumaya devam et

Duvara İliştirilen Notlar (12) – Apokaliptik Fetih İdeolojisinin Kanlı Vizyonu

“Dinler arasında, Bolşevizm, Hristiyanlık ve Budizm’den ziyade Müslümanlık ile birlikte hesaba katılmalıdır. Hristiyanlık ve Budizm, öncelikle mistik doktrinleri ve derin düşünce sevgisiyle kişisel dinlerdir. Müslümanlık ve Bolşevizm pratiktir, sosyaldir, maneviyatsızdır [ruhani/spiritüel değildir], bu dünyanın imparatorluğunu kazanmakla ilgilidir.”

-Bertrand Russell – The Practice and Theory of Bolshevism-*

I

Konunun etrafında dolanmak, ikircikli cümleler kurmak bir işe yaramaz, sadece oyun oynadığınız izlenimini verirsiniz; önce karar vermek gerekir. Hiç kimse için tarafsızlık söz konusu değildir, çünkü bu mümkün değildir, herkesin farklı inançları, görüşleri var, benim de bir inancım var, siyasi konulara girmesem de siyasi bir görüşüm var, önemli olan, herhangi bir konuda bir yargıya varırken, kullandığımız yöntemin nesnel/objektif olup olmadığıdır. Okumaya devam et

Kur’an’ın Bileşenleri (4) – Derlemeye İlişkin 6 Metinden Örnekler

“İşte o Kitap, onda şüphe yoktur, muttakiler için hidayettir.”

-Kur’an: Bakara: 2-

Kur’an’ın hangi amaçla ve nasıl derlendiğine ilişkin örnekleri çoğaltmak gerekiyor. Kutsal Kitap’tan yapılan birebir aktarımlar, anlatı, benzetme ya da örneklerin Kur’an metnine geri dönüşleri ya da yansımaları, alt metinler, Kutsal Kitap temalarının hangi amaçla ve nasıl kullanıldığı görüldükçe, Kur’an’ın notlar, talimatlar, vaazlar ve öğretim amaçlı geliştirilen tefsirlerden oluşan bir ders kitabı ya da okuma, genel olarak Kutsal Kitap başta olmak üzere çeşitli Yahudi-Hristiyan metinlerinin bu amaca uygun şekilde yeniden işlendiği bir metin olduğu daha iyi anlaşılacaktır. Okumaya devam et