Zorunlu Konu: “Yeni Ateizm”e Giriş – Köy Ateizmi ya da Saman Adamlar Cemaati

İnanç için…

Bu blogda, 2017-2019 yılları arasında, mevcut din telakkisinin ateizm ve deizmin önünü açtığını belirten beş yazı yayınladım, diğer yazılarda da konuya ilişkin değiniler var. Başlıktan da anlaşılacağı üzere, bu yazı, zorunlu olarak araya girdi. Bugün gelinen noktada durumun çok farklı bir hal aldığı, sorunlu İslami söylem ve uygulamaların giderek daha fazla tepki çektiği bir ortamda, ateist söylemin artık teizm karşıtı düşünsel bir konum, bir ret, bir duruş olmanın çok ötesinde tüm inançlı insanları hedef alan açık bir karalama kampanyasına dönüştüğü görülüyor. Sosyal medyayı sırf insanların inançlarına tükürmek ve bilinçli bir biçimde tüm inançlı insanları aşağılamak için kullanan, aralarında “aydın” ya da “entelektüel” olarak bilinen insanların da yer aldığı belli bir kesim var. Ayrıma dikkat edilsin, sözünü ettiğim şey düşünsel bir konum, eleştirel bir yaklaşım, analiz ya da entelektüel tartışma değil, bildiğiniz tükürmek.

Sözü edilen insanlar, din ile dindarlardan daha fazla meşguller, sarf ettikleri her cümle, yaptıkları her paylaşım din ile ilgili, deyim yerindeyse din ile yatıp din ile kalkıyorlar. Elbette herkes din hakkında konuşma, konuya ilişkin düşüncelerini dile getirme, eğer varsa eleştiri ve analizlerini paylaşma hakkına sahiptir, yani sorun bu değil ve bu yazı da –genel olarak ateizm konusunu ele almakla birlikte- tüm ateistleri konu edinmiyor. Michael Ruse gibi ateistlerin de epey rahatsızlık duydukları, köy ateistleri olarak nitelendirilebilecek belli bir kesimin zihniyetini, dine ve dindarlara karşı yaklaşımlarını ele alacağız ve benim Profesör Feser’dan mülhem ‘Tom ve Jerry ateizmi’ olarak adlandırdığım “yeni ateizm” üzerine birkaç kelâm edeceğiz. Okuyucunun, bunun bir giriş yazısı olduğunu göz önünde bulundurmasında yarar var, yani bu yazı, ateizm konusunu bir defada sonuca bağlamak gibi gülünç bir iddia taşımıyor. Yazının birinci bölümünde köy ateistlerinin zihniyeti, ikinci bölümünde ise başvurdukları birtakım safsatalar üzerinde duracağız.

I

Köy Ateistleri – Zihniyet

Yaşadığımız coğrafyada ateizmin belli bir ölçüde zemin bulması “aydınlanma” ile ilgili değildir. Aydınlanmanın ateizmi gerekli kılmadığını, ateizmin de “aydınlanmak” anlamına gelmediğini ayrıca belirtmekte yarar var. Aydınlandım ve ateist oldum! Vay canına! Bu yönelim, düşünsel derinlikten yoksundur, tepkiseldir ve pek haksız sayılamayacak bir kaçışın sonucudur. Yani bu insanların çoğu, klasik felsefeden başlayarak, argümanları tek tek ele almış, rasyonel bir değerlendirme süreci sonunda ateist olmaya karar vermiş değiller. Saçmalık diz boyu, kaçmak gerekiyor ve kaçıyoruz! Nereye? Ateizme! Tanrı yok, din yalan! Anlaşılabilir, ancak doğru değil. Bir kısmı gerçekten bir sorgulama sürecine girmiştir ve son hurafe/son bâtıl inanç “yeni ateizm”in safsatalarına teslim olmuştur. Akademik derece ya da unvan sahibi olanlara gelince, bu insanları diğerlerinden “farklı” kılan, “karmaşık” görünen birtakım safsatalara başvurabilmeleridir. Dünyaca tanınmış örnekleri, Richard Dawkins, Daniel Dennett ve Sam Harris gibi isimlerdir.

Şimdi bu “aydınlık” zihniyetin genel karakteristiğine bakalım. Bu insanlar, her şeyden önce dinin bölücülüğünden ya da ötekileştiriciliğinden şikâyetçidir, örneğin uygulamayı da şekillendiren “mü’min-kâfir” ayrımı gibi. Oysa kendileri ikili dünya kurmakta son derece başarılılar. İnsanları basitçe ikiye ayırıp, keskin karşıtlıklar yaratıyorlar. Bir yanda “aydınlanmış”, diğer yanda “inançlı, cahil” kafalar var; akıllı ateistler-aptal dindarlar, rasyonel-irrasyonel, bilimin ışığında yürüyen-mitoslara tutunan, laik aydın-dinci yobaz… Aşağıya inildikçe inançlı insanlara yönelik toplu tanımlamalar mide bulandırır, dolayısıyla burada yer vermeyeceğiz. Sonunda ne olacak? İlk gruptakiler, ikinci gruptakileri alt edecek! İnsanları bu şekilde kabaca kategorize ederek, ikili bir dünya kurmak ve “Onlara karşı biz!” dedikten sonra din karşıtı papağanlık yapmak tek kelimeyle ikiyüzlülüktür, dolayısıyla ahlaki bir probleme işaret eder.

Uzun bir dindar geçmişten sonra Aydınlanmacı, Cumhuriyetçi, Türkçü, Atatürkçü olan ateistlerle karşılaşıyoruz. Olabilir, herkes ne olacağına kendisi karar verir. Peki, Batılı Aydınlanma’nın ya da laik zannettikleri Cumhuriyet’in –ki, hiçbir zaman laik olmadı- aslı esası olmayan hikâyeleri ve sorunlu tarihiyle yüzleşecekler mi? Ne münasebet, yanlış olan ne var ki? Yeni sığınağımızdan memnunuz! İşte bir ikiyüzlülük daha! Oysa bu, ne Aydınlanma, ne de Cumhuriyet fikrini değersiz kılar, ancak “Karanlık Orta Çağ” hikâyeleri ve “Laik Cumhuriyet” güzellemeleri gerçeği yansıtmaz, ortaya çıkan bir dizi olumsuz sonuç vardır ve bunlarla yüzleşmek gerekir.

Tarihte ve bugün Tanrı ya da din adına işlenen zulümlerden bir kokteyl yapıp, “Sadece bunlar var! İşte din budur!” demek açıkça yanlıştır ve bu yaklaşım, ters yönde de uygulanabilir. Daha derin insani köklerini yok sayarak, sorunun tek kökeninin –genel anlamda- din olduğunu varsaydığınızda –ki, bu soruna tek esaslı cevabı din vermektedir- hemen karşı örnekler önünüze getirilir ve cevap vermeniz istenir. Örneğin devrimlerin kanlı meydanlarından ve insanlara kan kusturan vahşi uygulamalarından, ateist fanatizmden ve devlet ateizminden söz edebiliriz. Büyük ve kanlı felaketlerin yaşandığı 20. yüzyıl bir inanç çağı değil, Aydınlanma sonrası dünyadır. Bugün ateist ütopyayı dillendiren insanların önemli bir bölümü ne söylüyorlar? Din ortadan kalkacak, böylece bütün sorunlar çözülecek ve tüm insanların barış içinde yaşadıkları bir dünya olacak! Ateizmin tüm insani dertlerimizin devası olduğuna, kusursuz bir dünyanın önünde duran tek engelin –genel anlamda- dinin kendisi olduğuna ilişkin bu “sihirli değnek” fikri –daha doğrusu bu sefil hayal- ancak daha büyük felaketlere yol açar. Kısacası, abartı ve indirgemeden kaçınmak gerekir.

Köy ateisti, tarihte ve bugün insanların Tanrı’ya olan inançlarından ya da dinden kaynaklanan sorunlar karşısında “haklı” olarak öfkelidir, dolayısıyla “haklı” olarak ağzı bozuk (kaba/nezaketsiz) ve saldırgan olabilir, bir anda gerilebilir, infiale kapılabilir… Bu sözde “haklı” öfke ve nefret, köy ateistlerine aşırı kaba ve saldırgan olmaları için bir örtü sağlar. “Ateist peygamberlik”, 7/24 tebliğ yaparken, açıkça bu öfke ve nefreti yansıtır. Ancak bu haklı gösterme çabası makul değildir ve kabul edilemez, öfke ve nefret insanı kötü yapar ve insani ilişkilerin temelini dinamitler. Türkiye’de olsun, dünya genelinde olsun, hayatın birçok alanında dinden kaynaklanmayan ahlaksızlık, ayrımcılık, haksızlık ve dengesizliklere ilişkin tek kelime etmeden ve hiçbir şey yapmadan, hilekâr bir yaklaşımla insanların inançlarına tükürmeye kalkışmak, kelimenin tam anlamıyla pespayeliktir. Aynı insanlar, kendilerini toplumun “en mazlum ve hor görülen kesimi” olarak göstermeye çalıştıklarında, tamamen gülünç duruma düşüyorlar.

Bir diğer sorun, tektipçilik hastalığıdır. Ne yazık ki, bu hastalıktan kurtulamıyoruz ve bu, belli bir kesimin sorunu değil. Dine dayalı tektipçilikten şikâyet eden köy ateistleri –her ne kadar aksi yönde çaba gösterdiklerini iddia etseler de- herkesi aynı kalıba sokmaya hevesli tektipçilerdir. İnançlarından vazgeçerek, senin için hazırladığım kutuya gireceksin! Bu, ateizmin baskıcı ve zararlı bir inanç olduğunu gösterir. Köy ateistlerinin anlamayı reddettikleri şey, kendi şablon/kalıp ya da kutularının başkaları için değil, ancak kendileri için geçerli olabileceğidir; herkes dinini terk etmeyecek ve ateist olmayacak, bunu kafanıza soksanız iyi olur. Toplumun belli bir kesimine “sürü” diyen, kendileri de sürü halinde hareket eden, bir söz, davranış ya da olay karşısında aynı davranış kalıplarıyla sürü halinde tepki veren insanların, eleştiregeldikleri insanlardan hiçbir farkları olmadığını ayrıca belirtmek gerekir. Aynı malzemeyi kullanan, aynı yöntemlere başvuran, aynı şekilde bel altından vuran insanların “iyi adamlar kötü adamlara karşı” hikâyesine inanmak aptallık olur. Bu insanların birçoğu, gittikleri yerde “aydın” ve daha ahlaklı olmadılar, aksine daha önce sergiledikleri tutum ve davranışları şimdi köy ateistleri olarak sergiliyorlar.

Yaşadığımız coğrafyanın köy ateistleri ile ilgili bir diğer sorun, onların, eleştiregeldikleri insanların yaptıkları gibi tek taraflı bir okumayı takip etmeleridir. Buna kısaca “kabileci okuma” diyebiliriz. Dini içerikli iki kitap okuyan insanların “allame” kesilip herkesi tekfir ettikleri gibi, ateizm içerikli iki kitap okuyup, tüm inançlı insanları “cahil”, “gerici”, “yobaz” olarak nitelendirebilecek kadar cesurlar –cahil cesur olur! Okuduğunuz kitaplarda ortaya konulan “fikirleri” çürütmek üzere yazılmış kitaplar var, okudunuz mu? Ne gerek var ki? Ateizmi “tek entelektüel konsept”, “tek bilimsel yol” olarak sunan yeni bir kitap ortaya çıktıktan bir süre sonra ateist argümanları çürüten dört-beş kitap karşılarına dikilir, yazarları filozoflar ve bilim adamlarıdır. Ancak köy ateistleri, hem kabileci hem de tembeldir. Oysa argümanları dikkatlice değerlendiren insanların düşünsel konumları değişebilir. Elbette bunun için bir parça erdemli olmak da gerekir. Dindarları birtakım insanlara yanılmazlık atfetmekle suçlayan köy ateisti, diğer yandan kitaplarından ya da konuşmalarından kopyala-yapıştır yaptığı birtakım “yanılmaz” insanlar yaratır. Kabileci okuma ile tembellik bir araya geldiğinde, başka rezillikler ortaya çıkar; sadece özetini ya da giriş bölümünü okuduğu bir makalenin, sadece tanıtım yazısını okuduğu bir kitabın veya sadece 3 dakikasını izlediği 1 saatlik bir videonun altına, “Saçmalamış” gibi ifadelerle başlayan aptalca yorumlar yapmak ve karşı çıkan herkese hakaret etmek gibi. Duygusal zekâ ve empati yoksunluğu, kısa süreli dikkat ve dış eleştiriye olduğu kadar iç eleştiriye karşı tahammülsüzlük, bu insanların genel karakteristiğidir.

Köy ateizminin efsaneleri eğlencelidir, ateist cemaat, hayal âleminin yansıması ve aynı zamanda bir cehalet geri bildirimi olarak “din-bilim çatışması”, bu çatışmada bilimin galip geldiği ya da galip gelmekte olduğu, dolayısıyla dünyada dinin bittiği ya da bitmek üzere olduğu gibi birtakım efsanelere inanır. “Ateist peygamberlik”, bu efsaneleri gerçekmiş gibi yaymak için faaliyettedir. Bunlar Batı’ya odaklanmış/Batı merkezli efsanelerdir. Birincisi, din ile bilim arasında bir savaş yoktur, hiçbir zaman da olmamıştır, din ile bilimi birbirine rakipmiş gibi göstermek ve bilimi dine karşı bir silah olarak kullanmak isteyen insanlar vardır. Söz konusu “savaş”, aslında iki rakip felsefi dünya görüşü arasındadır ve temelde teolojik ya da bilimsel bir tartışmaya dayanmaz(1) ve bunu itiraf eden laik düşünürler bulunmaktadır, örneğin Thomas Nagel ve Richard Lewontin gibi isimler. Dolayısıyla din ile bilim arasında bir savaş olmadığı için, bilimin varmış gibi gösterilmeye çalışılan bu sözde “savaş”ta dine galip gelmesi söz konusu değildir. İkincisi, dinin bittiği ya da bitmek üzere olduğu izlenimini yaratmak üzere kurgulanan hikâyeler, –örneğin- Latin Amerika, Afrika ve Asya’daki aşırı Hristiyan büyüme karşısında paramparça olur. Gözlerinizi dünyaya açın, Hristiyanların çoğunluğu güney yarımkürede yaşıyor; bu insanlar Batılı değil, beyaz değil, zengin değil. İki ihtimal var: Ya ateist cemaat Batı’dan ibaret olan kendi küçük dünyasında yaşıyor ve ne olup bittiğinden haberi yok ya da bilinçli olarak aslı esası olmayan hikâyeler anlatıyor.

Bilimin bilimcilikle/bilimselcilikle karıştırılması ateist cemaat için artık sıradan bir durumdur.  Dar bir anlayışla, bilimi bilmenin/bilgi elde etmenin tek yoluymuş ve her şeye cevap verebilirmiş ya da veriyormuş gibi fetişleştirmek ve sopa misali sağa sola “bilim” sallamak trajikomiktir. Bilgi edinmenin birçok yolu vardır; bilim, “Nasıl?” sorusuna cevap verir ve gerçeği bütünüyle bilmek gibi bir iddia taşımaz, en iyi, en doğru bildiği şeyin dahi bütünüyle gerçek olduğunu öne sürmez. Dindarların önemli bir bölümünün de bilimin nasıllığa ilişkin cevaplarıyla sorunu yoktur. Ancak köy ateizmi, bilimselcilik ne söylüyorsa, ondan daha fazla bir şey olmadığı, dolayısıyla daha fazla bir şey söylenemeyeceği iddiasıyla bilimi ideolojikleştirerek, din-dindarlık karşıtı bir baskı aracına dönüştürme ve onu, indirgemeci bir anlayışla asıl amacının dışında –kötüye- kullanma eğilimindedir. Sınırlı bir bilim alanına aşırı bağlılıkla onu “tek ve tartışılmaz gerçek” olarak sunan bu yaklaşım, bilimi başka bir din olarak karşımıza çıkarır. Kendini beğenmiş köy ateistinin vardığı nihai yargı şudur: Bir ateiste olumlu yanıt vermeyen bir teistin –kim olursa olsun- beyni hasarlıdır! Bu tür küstah söylemlere sıkça rastlanır ve diğer köy ateistleri de bundan zevk duyarlar. Bu yaklaşım, var olduğu iddia edilen sorunu çözmez, aksine başlı başına bir sorun olarak kendini gösterir. İnsanlığınızı kaybetmeyin!

Aslında sözde “yeni ateizm” sadece eski ateizmdir, bir tek farkla ki, ondan daha mantıksızdır. Eski ateistler, her şeye rağmen insanın varlığının bir anlam ifade ettiği hissini bir şekilde koruyorlardı. Ateizm, ateistlerin dindarlara karşı yönelttiği “kaçış” ve “hayata tutunma” ithamının aksine bir kaçış ve hayata tutunmadır. Modern hurafelerin değişmez savunmacı ve saldırgan figürü olan köy ateisti, “afyon”dan ve hayata tutunmak için üretilen “mitoslar”dan bahsederken iki kere düşünmelidir, çünkü o bir dizi mitosa iman etmektedir. Sebep yok, anlam yok, amaç yok; hayata tutunmanın başka bir yolu, bir yaşam biçiminin örtüsü. Czesław Miłosz’un Roadside Dog’da söylediği gibi “Ve şimdi bir dönüşüme tanık oluyoruz. Halk için gerçek bir afyon, ölümden sonra hiçliğe olan inançtır – ihanetlerimiz, açgözlülüğümüz, korkaklığımız, cinayetlerimiz nedeniyle yargılanmayacağını düşünmenin büyük tesellisi.”(2)

Kendini ısrarla “rasyonel”, “eleştirel” ve “nesnel” olarak tanıtan köy ateisti –ki, özellikle “nesnellik” kisvesi altında “tarafsız” gibi görünmek oldukça kullanışlıdır- tanrılara tapmaya devam eder, örneğin yanlış tanımlanan, çarpıtılmış, egemen bireyin tiranlığı olarak “özgürlük”, bilimsel ve teknolojik gelişmeyle desteklenen maddi ilerleme ve “başarı” gibi. Diğer yandan bir kısmı da daha baskıcı rejimlerin özlemini duyar. Sözde dine dayalı statükoculuğa karşı çıkarken, başkalarının hayatları pahasına dayatılan görüş ve uygulamalar karşısında hiçbir ciddi eleştiri yöneltmeden diz çökmek, köy ateistinin hazin macerasını gözler önüne serer. Kürtaj? Ötanazi? İntihar? Tedaviye cevap vermeyen bir hastanın fişini “merhametle” çekmek? Tanrı yoksa, acı çekmeye gerek var mı? Ahmak mısın?

Köy ateizmi bir köktenciliktir, konforlu bir sığınak ve afyondur, dünyadaki ve toplum içindeki yerinden emin olmayanlar için bir kimlik inşa etme çabasıdır. Düşünce insan gerçekliğinden koptuğunda, hastalık yaymaya başlar. Bu noktada şunu özellikle belirtmek gerekir ki, ateizm, köy ateistlerinin söylemlerinden ibaret değildir; entelektüel birikime sahip, dini ciddiye alan, argümanlar üzerinde yoğunlaşan, tartışmaktan keyif alınacak ateistler her zaman faydalı olmuşlardır. Köyün aptallarını bir kenara bırakalım ve keyifle tartışalım. Son olarak, köy ateistleri olduğu gibi, köy dindarları olduğunu da belirtmekte yarar var. Yaşadığımız coğrafyada bir din-dindarlık sorunu olduğu yadsınamaz, ancak bu sorunu çözmenin yolu köy ateizmi gibi bayağı bir yaklaşım sergilemek değildir.

II

Saman Adamlar Cemaati – Safsatalar

Bu bölümde köy ateistlerinin bazı safsataları üzerinde duracağız. Aslında bu insanların tek numaraları saman adamlar yaratıp onları dövmektir ve bu nedenle köy ateistleri, topluca Saman Adamlar Cemaati olarak nitelendirilmeyi hak ediyorlar. Yaptıkları tek şey, vahşilere veya çocuk zekâsına uygun bir “Tanrı” ve “din” ortaya koyup ona saldırmak, hepsi bu. Tanrı mı? Ha, şu acıması olmayan sakallı ihtiyar! O, yok! Aferin, çok felsefi konuştun! Köy ateistlerinin kutsal metinleri okurken gösterdikleri acınası cehalet ve başvurdukları çarpıtmaları ayrıca ele almak gerekir. Köy ateizmi, köy dindarlığından beslenmekle kalmaz, Edward Feser’ın belirttiği gibi, hayal gücünü, dini düşünürlerin kendilerinin yazdıklarını okumaktan ziyade, tipik olarak diğer Yeni Ateist yazarları okumaktan türettiği, sözde teistik fikirlerin ve tartışmaların uydurma örnekleriyle besler.(3)

Köy ateistlerinin “düşünüş” tarzı son derece sığdır. Profesörümüz Tanrı hakkında konuşuyor: “İki bin yıldır üzerinde çalışıldı, bir sürü kitap yazıldı, sonuç yok çıktı.” Araştırılmış, yok çıkmış, nasıl, iyi mi? Harikasın adamım! Bir başkası –profesör olup olmadığını bilmiyorum- şöyle yazıyor: Olmayan şeyi açıklayamazsınız! Tamam, her şeyi bırakın, bu âlemi terk ediyoruz! Bu cümlelerin nasıl bir zihnin ürünü olabileceğini tasavvur etmek okuyucuya kalmış. Bu şekilde konuşarak, arada doğru söylediklerini de değersizleştiriyorlar. Aslında “yeni ateizm” tartışması son derece gereksizdir, ancak şu da var ki, gereksiz tahammül kötülüktür ve bu nedenle bu zihniyetin her yönden ele alınması ve deşifre edilmesi gerekmektedir.

Köy ateizmi, “akıl” ve “mantık”tan bahseder, ancak bu insanlar, Aziz Thomas Aquinas ya da Gazali derecesinde mantık bilmezler; çoğu hiç bilmez. Gazali’yi doğru düzgün okuyan, ne dediğini anlayan var mıdır, bilemiyorum, ancak Summa Theologiae’yi (Summa Theologica) okuyan olmadığına eminim, çünkü Türkçede yok. Teizmi savunan/ateizm karşıtı çağdaş literatürü zaten okumadıkları yukarıda belirtilmişti. Sıklıkla başvurulan safsatalardan biri, en güçlü argüman yerine ondan farklı ve genellikle daha zayıf bir argümana saldırmaktır. Bunun bir başka versiyonu, argümanı farklı bir şekle sokmak, yani çarpıtmak, karikatürize etmek, böylece bir saman adam yaratıp onu dövmektir. Aslında çoğunlukla argümanların ne olduğu bilinmez ya da yanlış bilinir, yani “yeni ateistler”in temel argümanlar hakkında “bildikleri”ni zannettikleri şeylerin çoğu, aslında berbat karikatürlerdir. Aralarında akademik derece ya da unvan sahibi olanların istihdamı, örneğin Aziz Thomas Aquinas’ın ya da Gazali’nin argümanlarını tam olarak göstermelerine bağlı olsaydı, şimdi “hocalık” yapmak yerine, su satıyor olacaklardı. Yaptıkları tek şey, berbat karikatürlere karşı standart “itirazlar” öne sürmekten başka bir şey değildir. Tom ve Jerry ateizmi böyle çalışır. Bu adamlara inanmıyor musun dostum? Deli misin? Tabii ki!

Başta gelen örnek, kozmolojik argüman üzerine yazılanlar ya da söylenenlerdir. “Her şeyin bir nedeni vardır, yani evrenin bir nedeni vardır, yani Tanrı vardır!” Bu bir karikatürdür; geçmişte ve günümüzde kozmolojik argümanı savunan birinci sınıf düşünürlerin hiçbiri böyle bir şey söylemedi. Argüman bu olmadığı gibi, kozmolojik argümanın farklı ve daha karmaşık versiyonları vardır. Ancak köy ateistleri karikatür üzerinde tepinirler. Örneğin Aziz Thomas Aquinas’ın Tanrı’nın varlığına ilişkin öne sürdüğü tüm rasyonel argümanlarda göstermeye çalıştığı şey, uzak geçmişte bir noktada âlemi harekete geçirmek için işleyen bir ilk nedenin varlığı değil, daha çok burada, şimdi ve her an işleyen bir nedendir. Yani argüman, “Tanrı, uzak geçmişte bir noktada ilk domino taşını devirmemiş olsaydı, âlem başlamamış olacaktı” değildir; şudur: Tanrı, burada ve şimdi ve her an onu (âlemi) varlıkta, değişimde ve hedefe yönelimli olarak (varlık, değişim ve hedefe yöneliklik içinde) sürdürmedikçe [ya da desteklemedikçe], burada ve şimdi var olmayacak, değişime uğramayacak veya burada ve şimdi nihai-ereksel nedenler sergileyemeyecektir. Dolayısıyla kozmolojik argüman, evrenin zamansal bir başlangıcını savunmaz, “Her şeyin bir nedeni vardır” önermesine dayanmaz(4) ve biraz önce de belirtildiği gibi, argümanın farklı ve karmaşık versiyonları bulunmaktadır. Argümanın geniş izahı ya da savunması bu yazının konusu değil. Şimdi bunun üzerinde derinlemesine düşünmek ve konuşmakla köy ateistlerinin üzerinde tepindiği karikatür üzerinde konuşmak arasındaki farkı düşünün. Yine Profesör Feser’ın belirttiği gibi, bu argümana saldıran insanlar, size onu nereden aldıklarını asla söylemezler ve onu savunanlardan asla alıntı yapmazlar.(5) Saman adamlar, yarattıkları saman adamı tekmeliyor! Son hurafe “yeni ateizm”in cehaleti ve sahtekârlıkları eğlencelidir.

Nereye geliyoruz? Edward Feser, So you think you understand the cosmological argument? başlıklı makalesinde her birini açıkladığı 9 madde sıralar [kendi ifadelerimle topluca özetliyorum]:

1- Argüman, köy ateistlerinin karikatürize ettikleri yahut yanlış bildikleri gibi bir içeriğe sahip değildir, yani “Her şeyin bir nedeni vardır” önermesine dayanmaz.

2- Argüman, “Her şeyin bir nedeni vardır” önermesine dayanmadığı için, “Tanrı’ya ne sebep oldu?” gibi ahmakça itirazlar ciddiye alınamaz.

3- “Evrenin bir başlangıcı olduğunu neden farz edelim ki?” ciddi bir itiraz değildir, çünkü kozmolojik argümanın hiçbir versiyonu bunu varsaymaz.

4- “Hiç kimse İlk Sebebin her şeye gücü yeten, her şeyi bilen, her şeye kadir vb. olduğunu düşünmek için herhangi bir sebep gösterememiştir” itirazı, diğer bilgisiz insanların argüman hakkında söylediklerine veya bağlamından koparılmış ve dar bir antolojiye sıkıştırılmış birtakım seçme cümlelere dayanır.

5- Argümanın, Hristiyanlığın [ya da İslam’ın] doğru olduğunu kanıtlamadığı yönündeki itiraz safsatadır, hiçbir anlam ifade etmez, çünkü hiç kimse kozmolojik argümanı tek başına Hristiyanlığın [ya da İslam’ın] doğru olduğuna ilişkin bir kanıt olarak öne sürmemiştir.

6- “Bilim şunları göstermiştir” şeklindeki yaklaşım, argümanın çoğu versiyonuna ciddi bir itiraz değildir.

7- Argüman, “Boşlukların Tanrı’sı” argümanı değildir, çünkü bu, bilimsel bilgideki mevcut bir “boşluğu” kapatma girişimi değildir, katı bir metafizik kanıtlama girişimidir.

8- Hume ve Kant’ın kozmolojik argüman üzerine son sözü söyledikleri ve o zamandan beri argümanın savunulmasında kayda değer hiçbir şeyin söylenmediği veya söylenemeyeceği doğru değildir, çünkü söylenmiştir ve söylenmektedir.

9- “Çoğu filozofun” ateist olması ve argümanı dikkate almaması bir kanıt değildir. Ateist filozofların teist filozoflardan daha nesnel olduklarını varsaymak için hiçbir nedenimiz yoktur. Ayrıca bu insanlar farklı nedenlerle ateist olma eğiliminde olabilirler. Nitekim Thomas Nagel, The Last Word’de “din korkusu”ndan bahsederken, farklı bir yönden bunun çarpıcı bir örneğini ortaya koyar ve sekülerist entelektüellerin çalışmalarının altında sıklıkla “din korkusu”nun yattığını ve bunun, modern entelektüel yaşam için büyük ve çoğu zaman zararlı sonuçları olduğunu düşünür(6):

“Kendim de bu korkuya şiddetle maruz kaldığım için tecrübeyle konuşuyorum: Ateizmin gerçek olmasını istiyorum ve tanıdığım en zeki ve bilgili insanlardan bazılarının dindar olması beni rahatsız ediyor. Sadece Tanrı’ya inanmadığımdan değil ve doğal olarak inancımda haklı olduğumu umuyorum. Umarım Tanrı yoktur! Orada bir Tanrı olmasını istemiyorum; evrenin böyle olmasını istemiyorum.”(7)

Köy ateizminin mottosu nedir? Tanrı’ya inanmak irrasyoneldir! Sahi mi? İşin kötüsü, bu insanlar –Nagel’i değil, köy ateistlerini kastediyorum- inancın ne anlama geldiğini dahi bilmezler.

***

Konu oldukça geniş, argümanı genişçe izah etmek ve yukarıda sıralanan maddeleri açmak gerektiği gibi, “yeni ateizm”in temelsiz bir mekanik dünya görüşüne dayandığı, modern bilimin metafizik temelleri, biçimsel ve nihai nedenlere ihtiyaç duyması, Aristotelesçi doğa felsefesinin temel kavramlarının modern bilim tarafından örtük olarak varsayılması gibi ele alınması gereken birçok başlık var. Ancak bu giriş yazısında şimdilik bu kadarıyla yetinmek gerekiyor. Başta da belirtildiği gibi, bu, zorunlu bir yazı, bir giriş yazısıydı, çalışma planını değiştirip, yeni dönemde –Eylül ayından itibaren- bu konuya odaklanabiliriz, belki biraz daha bilenmek, ipe sapa gelmez birkaç yazı ya da paylaşım daha okumak veya birkaç konuşma daha dinlemek gerekiyor; bakacağız.

İnançta fideizme yer yoktur, bu sadece “yeni ateistleri” azdırır, başka hiçbir işe yaramaz, dolayısıyla rasyonel argümanlarla en güçlü ve en doğru kanıtı sağlamak gerekir. Zor olan, baskın safsataları kırmak değil, kavranabilmeleri için belli bir altyapı gerektiren karmaşık argümanları herkesin anlayabileceği şekilde ortaya koymaktır. Bu yolun kahramanları –benim açımdan- Platon, Aristoteles, Plotinus, Aziz Augustinus, Aziz Thomas Aquinas, Duns Scotus, Leibniz, Samuel Clarke, Mortimer Jerome Adler, Alvin Plantinga, Richard Swinburne, William Lane Craig, David Bentley Hart, Edward Feser gibi isimlerdir.

Son olarak, inançları için rasyonel bir temel arayanlar ya da entelektüel rakiplerine Tanrı inancının rasyonel, makul ve sağlam temelli olduğunu göstermek isteyenler için Edward Feser’dan üç güzel kitap:

1- The Last Superstition: A Refutation of the New Atheism / Son Hurafe: Yeni Ateizmin Reddi/Çürütülmesi

2- Five Proofs of the Existence of God / Tanrı’nın Varlığının Beş Kanıtı

3- Aristotle’s Revenge: The Metaphysical Foundations of Physical and Biological Science / Aristoteles’in Rövanşı: Fiziksel ve Biyolojik Bilimin Metafizik Temelleri

Atilla Fikri Ergun – atillafikriergun.wordpress.com

Dipnotlar:

1- Edward Feser, The Last Superstition: A Refutation of the New Atheism, St. Augustine’s Press, 2008, EPUB, s. 17

2- Czesław Miłosz, Roadside Dog, New York: Farrar, Straus & Giroux, 1998, s. 22

3- Edward Feser, Walter Mitty atheism, edwardfeser.blogspot.com – Son görüntüleme: 14 Temmuz 2022

4- Edward Feser, a.g.e, s. 63

5- Edward Feser, So you think you understand the cosmological argument?, edwardfeser.blogspot.com – Son görüntüleme: 14 Temmuz 2022

6- Edward Feser, a.g.m., edwardfeser.blogspot.com – Son görüntüleme: 14 Temmuz 2022

7- Thomas Nagel, The Last Word, Oxford University Press, 1997, s. 130-131

Zorunlu Konu: “Yeni Ateizm”e Giriş – Köy Ateizmi ya da Saman Adamlar Cemaati’ için 3 yanıt

  1. MeHMeT Türkan 19 Temmuz 2022 / 1:16 pm

    Merhaba Sayın hocam, tesadüfen sizi tanıdım ve yazdıklarınızı okuyorum. Aklımda birikmiş bir sürü soruya cevap bulmaya çalışıyorum. Bir şeyler anlamaya çalışıyorum. Yazıklarınızdan istifade ediyorum. Bunun için çok teşekkür ediyorum size. Kitap çalışmanız var mı acaba. İyi günler ve sağlıklı huzurlu günler diliyorum 🙏

    Beğen

    • atillafikri 19 Temmuz 2022 / 1:27 pm

      Merhaba. Yazıların faydalı olduğunu duymak sevindirici. İlgi ve yorumunuz için ben teşekkür ederim. Şu anda bir kitap çalışmam yok, yeni bir çalışma söz konusu olursa, PDF formatında olacak ve daha önceki PDF kitaplar gibi buradan herkesin istifadesine sunulacaktır. Selam ve muhabbetle…

      Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s