Çarmıhta Yazılar (2) – Yaşamın İçselliği, Dünyanın İkili Vizyonu ve Patlayıcı Karışımlar

“Ruh bedende yaşar, ama bedenden değildir ve Hristiyanlar dünyada yaşarlar, ancak dünyadan değildirler.”

-Diognetus’a Mektup-*

Bu yazı, serinin ilk bölümünde ele alınan konunun farklı yönlerden genişletilmesidir. Bu nedenle aşağıdaki metnin başına (II) getirildi.

II

Doktriner, ritüelistik ve –öncelikle itaatle ilişkilendirilen- ahlaki bileşenlerden oluşan din nihai hedef olmadığı gibi, formüle edilmiş ya da kalıplaşmış bir “inanca” sahip olmak da nihai hedef değildir. Maddi-manevi bir çıkar karşılığında belli bir “inanılacaklar listesini” takip ederek “sırasıyla inanmak” bir anlam ya da değer ifade etmez, gerçek inanç bütün bunların ötesindedir. Daima kendi içinde ve aşkın olan inanç, varoluşun iç ya da özel alanıdır, dışsal ya da biçimsel gösteriler yapmaz, doğruluk gösterisinde dahi bulunmaz [Matta: 6: 1], dolayısıyla bu şekilde ayırt edilmez, zaten böyle bir amacı da yoktur; tutum ve davranışlarla hayata yansır ve bunların toplamı bir yaşam tarzına tekabül eder, ancak aşağıda da görüleceği gibi, bu yaşam tarzını ayıran şey, dışsal değil, içseldir. İçsellikle ayrımına varılan şey, gerçek dönüşüme yol açar, çünkü dönüşüm en derinde, ruhta meydana gelir ve yaşam tarzı olarak yansıması aynı ölçüde etkili olur.

Din ya da dini kimlik dışsallıkla ayırt edilmek ister, görüntü ya da biçim üzerinden kendini dışa vurur ve aynı zamanda bu yolla “diğerleri” ile kendi arasında bir karşıtlık oluşturur. Kendini bu şekilde otaya koyarken, “diğerlerini” de dışlamış olur. Kıyafetler, özel konuşma biçimleri, semboller, biçimsel gelenekler, çok fazla ayrıntı vardır ve hepsi bu amaca yöneliktir. Din, politik hâkimiyet sağladığında, “diğerlerini” ayırt edilebilmeleri için işaretler. Müslüman idaresi altında gayrimüslimlerin dini alâmet sayılan kıyafetler giymeye mecbur edilmeleri, Orta Çağ’ın Hristiyan Avrupa’sında Yahudilerin ayırt edilebilir giysiler giymeye veya işaretler takmaya zorlanmaları, aynı şekilde bir ideoloji olarak Nazizm’in, Yahudileri, üzerinde Yahudi Yıldızı bulunan sarı rozetler takmaya zorlaması bunun örnekleridir. Bütün bunların temelinde dünyanın ikili vizyonu yatar. Kurumsal/organize dinler –ve pek tabii ideolojiler- için ikili bir dünya tasavvur etmek ve bunu pratiğe dökmek sıradan bir iştir.

İnanç bu şekilde çalışmaz, tamamen farklı bir yol izler. Hristiyan inancı açısından bunu en güzel ifade eden metinlerden biri, dile ve diğer dâhili metinsel kanıtlara dayalı olarak İ.S. 130-200’e tarihlendirilen, İngiliz teolog Joseph Barber Lightfoot’un (öl. 1889) Erken Hristiyan yazılarının en soylusu olarak nitelendirdiği Diognetus’a Mektup’tur. İncil dışı apolojik bir metindir. Mektubun anonim yazarı, Hristiyanların, o günün Akdeniz dünyasındaki yaşamları ve dünya ile ilişkileri hakkında önemli ayrımlardan söz ederken, Hristiyan kimliğini de ana hatlarıyla çizmeye çalışır. Yazar, 5. Bölümde, Hristiyanların diğer insanlardan ne memleket, ne dil, ne de izledikleri geleneklerle ayırt edildiklerini söyler: “Hristiyanlar diğer insanlardan ne ülke, ne dil, ne de izledikleri geleneklerle ayırt edilirler. Çünkü ne kendilerine ait şehirlerde yaşarlar, ne özel bir konuşma biçimi kullanırlar, ne de herhangi bir özellik [ya da tekillikle] belirlenmiş [ayrıksı] bir yaşam sürerler.”(1) “Diğerleri” ile aralarında ayırt edilmelerini sağlayacak hiçbir keskin farklılık yoktur, çünkü bu yönde bir çaba göstermemişlerdir. Mektubun anonim yazarı, Hristiyanların hem Yunan hem de Barbar şehirlerinde yaşadıklarını, giyim, yemek ve hayatın diğer yönleriyle [sıradan davranışlarla] ilgili olarak yerel gelenekleri takip ettiklerini, yerleşik ya da öngörülen yasalara uyduklarını ve aynı zamanda yaşamları boyunca yasaları aştıklarını belirtmektedir.(2) İşte bu, yaşamın içselliğidir.

İnanç, yasaları kendi içinde aşar. İçsellik, ifadesini görüntü ya da biçimsellikle hiçbir ilgisi olmayan manevi-ahlaki bir yaşam tarzında bulur. Yerleşik yasalara tâbi olup, yasaları aşmak ancak bu şekilde (içsellikle, kutsal bir yaşam sürmek yoluyla) mümkün olur. Hristiyanlık, bir dine mensup olmak değildir, inanç ve yaşam tarzıdır, en yüksek hırsı ruhtur/ruhsallıktır, teolojik erdemleri inanç, umut ve sevgidir [1. Korintliler: 13: 13]. Nasıralı İsa, zor/baskı, şiddet içerikli dışsal eylemlerle kötülükten/kötülerden “arındırılması” gereken, birinin diğerinin hakkından geldiği/geleceği ikili bir dünya vazetmedi, aksine, “Düşmanlarınızı sevin, size zulmedenler için dua edin” derken, Tanrı’nın güneşi hem kötülerin hem iyilerin üzerine doğdurduğu, yağmuru hem doğruların hem eğrilerin üzerine yağdırdığı bir dünyayı vazetti [Matta: 5: 43-48]. Deliceler benzetmesi bir başka örnektir. İsa, bu benzetmede, delicelerin toplanmadığı, Son Saat’e kadar buğdayla bir arada büyüdükleri/yaşadıkları bir dünyayı öğretir [Matta: 13: 24-30, benzetmenin açıklaması 13: 36-43]. Karşıtlık vardır, ancak inanç perspektifinden karşıtlık içsel/ruhsaldır, dışsal eylem ya da müdahale, dolayısıyla baskı, şiddet (biçme, sökme, koparma, toplama) içermez, bir arada yaşarlar. Kısacası, bu konuda insanlara yetki verilmemiştir; biçim vaktinde, yani çağın sonunda Tanrı gerekeni yapacaktır, orakçılar meleklerdir.

İnanç, “diğerleri” arasında dürüst konuşur, olumlu bir yaşam sürer ve iyi işlerle “diğerlerini” kendine çeker, bunu yaparken her şeye katlanır ve yasalara uyar. Tanrı’nın iradesi, cehaletin iyilikle/iyi işlerle susturulması yönündedir [Petrus’un 1. Mektubu: 2: 11-15]. Ancak yukarıda sözü edildiği şekilde dışsal eylemlerle “diğerlerinin” hakkından gelinmesi gereken ikili bir dünya tasavvur edildiğinde, kötülüğü “iyilik” adına/“iyilik” adı altında bir başka kötülüğe başvurarak ortadan kaldırma düşüncesi devreye girer ve düşünceyi eyleme geçirmek için farklı yol/yöntem ve araçlara başvurulur. İnsanı çürüten, doğası gereği ya da içsel olarak düzensiz/bozuk eylemler, “iyi”, “doğru” ya da “adil” olarak nitelendirilir, gerçekte ise eylemlerin ahlaki nitelikleri değişmez, iyi niyet, amaç ve koşullar kendi içinde kötü olan bir eylemi ne iyi, ne de doğru yapabilirler.

İnanç, belli bir toprak parçasına ya da belli bir ülkeye bağlı değildir, bir toprak parçasına ya da ülkeye umut bağlamaz. Hristiyanlık, Tanrı’nın toprak ya da ülke vaadinde bulunduğu bir anlaşmaya bağlı olmamıştır ve bu, Nasıralı İsa’ya sadık kalan Hristiyanların dünyaya bakışlarına, dünyayla ilişkilerine yansımış, dünyada misafir oldukları bilinciyle kendi ülkelerinde “yerleşik yabancılar” olarak yaşamışlardır. Diognetus’a Mektup’ta, anonim yazar, Hristiyanların kendi ülkelerinde misafir olarak yaşadıklarını, vatandaşlar olarak her şeyi başkalarıyla paylaştıklarını ve yine de her şeye yabancılar gibi katlandıklarını söyler. Her yabancı ülke onlar için ana vatanlarıdır ve doğdukları her ülke bir yabancılar ülkesidir.(3) Bu, belli bir toprak parçasını ya da ülkeyi fetişleştiren Yahudiliğin aşılmasıdır. İnanç, âlemdeki yerinden, gerçekte nereye ait olduğundan emindir ve buna göre hareket eder. Nitekim yazar, bunu açıkça belirtir: “Günlerini yeryüzünde geçirirler ama onlar gökyüzünün/cennetin vatandaşlarıdır.”(4) Aziz Pavlus’un Filipililere Mektup: 3: 20’de belirttiği gibi: “Evimiz (ülkemiz, vatanımız, krallığımız, sohbetimiz) cennette/gökyüzündedir.”

Tarihte ve günümüz dünyasında yol açtığı büyük yıkımlara karşın, kendi dışında kalanların insanlığını inkâr eden dini ideolojinin yıkıcılığı henüz tam olarak kavranabilmiş değildir. Din, en başında ya da sonradan bir kez siyaset ya da siyasetin aracı olduğunda, kendi başına bir ideoloji olarak ya da bir ideolojiye eklemlenerek devletle bir kez bir araya geldiğinde, köktencilik ve şiddet yayar. Din-devlet, din-milliyetçilik, bunlar “kültürel ve ahlaki üstünlük” iddialarını da içeren en tehlikeli patlayıcı karışımlardır. Boyun eğmeyen ya da dönüşmeye yanaşmayan “diğerleri” ya sindirilir/silikleştirilir, ya sürülür ya da yok edilir, tarih bunun örnekleriyle doludur.

Bu karışım dış politikada kullanıldığında, saldırı, işgal ve imhaya “kutsallık” kazandırarak, daha büyük yıkımlara yol açar. Modern silahların yıkım gücünün ağır bastığı günümüz dünyasında bunun en son ve canlı örneği –her iki taraftan Müslümanların da dâhil oldukları- Rusya ile Ukrayna arasında yaşanan savaştır. “Nefret, şiddet ve ölüm yayma hak ve yetkisine” sahip olduklarını düşünen din ve devlet adamları kötülüğü gerekçelendirir, kutsallaştırır, organize eder, harekete geçirirler. Tanrı, din, iman bir kez işin içine girdiğinde ya da sokulduğunda, nefret ve şiddet dalgası insancıl yaklaşımlarla durdurulamaz. “Tanrı bizimle!/Allah bizimle!” sloganı –her slogan gibi- son derece kullanışlıdır. Kitleler “Tanrı, ülke, ulus/Allah, vatan, millet” adına ölmek-öldürmek için yanıp tutuşur, karşı çıkanlar hain ilan edilir ve hayatları tehlikeye girer. Mesele şu veya bu din değildir, bunlar bütün kurumsal/organize dinler için geçerlidir ve hiç kimse bu gerçeklerden kaçamaz.

İnanç, dünyanın ikili ve kanlı vizyonuna, nefret ve şiddet sarmalına ancak söyleyeceği söz ve sergileyeceği duruşla karşı koyabilir, asil, şiddetsiz ve kansız. Çoğu insan bunu bir ütopya olarak görür, ancak bu, ulaşılmak istenen hedefi, söylenen sözü ve sergilenen duruşu bir yanılsama yapmaz. Aziz Pavlus, Filipililere Mektup: 1: 6’da şöyle yazar: “Sizde iyi bir işe başlamış olan Tanrı’nın bunu Mesih İsa’nın gününe dek tamamlayacağına güvenim var.” Keşiş Enzo Bianchi (doğ. 1943) buna şu yorumu getirir: “Biz bitmemiş yaratıklarız ve eylemlerimiz bitmemiş olarak kalır.”(5) Daha sonra Haham geleneğinden bir deyiş aktarır: “İşi bitirmek/tamamlamak sana bağlı değil/senin elinde değil, ama ondan geri çekilme/kaçınma özgürlüğüne de sahip değilsin.”(6) Hulâsa, üzerimize düşeni yapmakla yükümlüyüz, işi tamamlayacak olan Tanrı’dır.

Atilla Fikri Ergun – atillafikriergun.wordpress.com

Dipnotlar:

* Diognetus’a Mektup, 6. Bölüm, Çev. Alexander Roberts ve James Donaldson (Ante-Nicene Fathers, c. 1’den, Alexander Roberts, James Donaldson ve A. Cleveland Coxe tarafından düzenlendi, Buffalo, NY: Christian Literature Publishing Co., 1885), Kevin Knight tarafından New Advent için gözden geçirilmiş ve düzenlenmiş metin: https://www.newadvent.org/fathers/0101.htm

– İlk olarak, Şehit Justin’e (öl. yak. 165) atfedilen yazıları (beş risaleyi) içeren 13. yüzyıldan kalma bir kodekste (Codex Argentoratensis Graecus 9) keşfedilen mektubun yazarı belli değildir. Antik Hristiyan yazarların hiçbiri mektuptan alıntı yapmamıştır. Son iki bölümün (11. ve 12. Bölümlerin) sonraki dönemlerde eklendiği düşünülmektedir. Yazarın hitap şeklinden aristokrat ya da yüksek rütbeli bir pagan olduğu anlaşılan Diognetus’un kim olduğu konusunda farklı görüşler öne sürülmüştür, ancak hiçbiri kesin değildir.

* Mektup hakkında geniş bilgi için:

– Cyril C. Richardson: https://ccel.org/ccel/richardson/fathers/fathers.x.i.i.html#fna_x.i.i-p1.3

– Philip Schaff: https://ccel.org/ccel/schaff/hcc2/hcc2.v.xv.xii.html#fnf_v.xv.xii-p25.5

1- Diognetus’a Mektup, 5. Bölüm,  Çev. Alexander Roberts ve James Donaldson

2- Diognetus’a Mektup, 5. Bölüm,  Çev. Alexander Roberts ve James Donaldson

3- Diognetus’a Mektup, 5. Bölüm, Çev. Alexander Roberts ve James Donaldson

4- Diognetus’a Mektup, 5. Bölüm, Çev. Alexander Roberts ve James Donaldson

5- Enzo Bianchi, L’arte di lasciare la presa quando la vita è all’ultimo atto, ilblogdienzobianchi.it – Son görüntüleme: 13 Eylül 2022

6- Enzo Bianchi, a.g.m., ilblogdienzobianchi.it – Son görüntüleme: 13 Eylül 2022

** Kitab-ı Mukaddes’ten yapılan alıntılarda karşılaştırmalı yararlanılan kaynaklar: Codex Sinaiticus (codexsinaiticus.org); Kral James İncil’i (KJV) (kingjamesbibleonline.org); Cenevre İncil’i, The 1599 Geneva Bible, Patriot’s Edition, Tolle Lege Press, Ekim 2010; Kutsal Kitap: Eski ve Yeni Antlaşma (Tevrat, Zebur, İncil), Eski Antlaşma 2001, 2009, Kitab-ı Mukaddes Şirketi; Yeni Antlaşma 1987, 1994, 2001, 2009 Yeni Yaşam Yayınları (incil.info)

Çarmıhta Yazılar (2) – Yaşamın İçselliği, Dünyanın İkili Vizyonu ve Patlayıcı Karışımlar” için bir yanıt

  1. Celal Şardağ 12 Ekim 2022 / 8:44 pm

    Güzel.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s